Bebeğime notlar

İlk günlerde yani Tombili Ali henüz göbekteyken başladım ona notlar yazmaya. Her hafta hissettiklerimi yazdım durdum. Sonra ultrason görüntülerinden fotoğraflar, sonra ilk tekmeleri duyunca hissettiklerim, ilk uykusuzluklar, yatak odasını kurarken hissettiklerim… Bir sürü ‘Ali göbekteyken’ fotoğrafı, bir sürü video, bir sürü hamilelik halleri anlatımı. Hepsini bir gün gelsin de Ali neler yaşamışım henüz o gelmeden, gelişine nasıl hazırlanmışım bilsin diye yazdım. Hamilelik notlarım herkese kapalı bir blogda hafta hafta yazılı. Aliyi beklerken, hatta beklediğim kişinin kız ya da erkek olduğunu bile bilmeden başlamıştım yazmaya, ne kadar kilo alacağım belli değilken, neler aş ereceğim belli değilken, erkenden doğuracağım belli değilken, daha Ali ismi bile belli değilken ben çılgınlar gibi yazıyordum. Her anı neredeyse.

Hala yazıyorum. Şimdi ay ay neler olduğunu yazıyorum. Ay ay neleri yaşatıyor bize hepsi kayıt altında. Fotoğraflar, videolar başka yerde ama hisler, hislerimin hepsi kelimelerde, kelimeler el yazımla buluştu hepsi başucumda duran Ali kitabında.

Anılarımız, ilk gülümsemesi, misler gibi kokusu, parmağımı tuttuğunda hissettiğim sıcaklık onları da yazıyorum. İşte yazı ile nasıl anlatılabilirse. Yazmayı seviyorum. Derdimi doğru anlattığımı düşünüyorum ve beraber geçen her anımızı yazıyorum. Bir gün Ali okusun diye.

Daha da yazacağım. Ömür verdikçe Allah…

Mesela şu hayatta mutlaka görmesi gereken yerleri yazacağım. Mutlaka dinlemesi gereken müzikleri. Mutlaka izlemesi gereken filmleri, mutlaka tadına bakması gereken yemekleri… Asla yapma diyeceklerim de olacak. Bileceğim ki tecrübeler aslında ısıtılmış yemeklerdir. Ben burada böyle yazdım ama sen yine de hata yap, yanıl diyeceğim. Belki daha güzel yanılırsın. O kız sana öyle yapsa bile ‘seviyorsan git konuş bence’ diyeceğim. Kendimce tecrübelerimi yazacağım. Ama yine de sen bilirsin ben yaptım olmadı belki sen yaparsan olur. Olmazsa da hiç üzülme diyeceğim. Üzülünce bir şey değişmemiş oluyor, üzüldüğünle kalıyorsun. En saçma, en bunu ben yaşamamalıydım dediğin acıları bile gün gelince hafif bir sızı olarak hatırlıyorsun. Boşuna üzülme diyeceğim. Hem anneler hisseder de zaten, üzme anneni diyeceğim. Şimdi nasıl acıktığını, ağlamak üzere olduğunu yüzüne baktığımda hissedebiliyorsam benden kilometrelerce ötede olsan bile hissedebilirim. Aramızdaki bu bağa inanıyorum. Benim annem hissediyordu. Ben de artık bir anneyim. Sıkıntını boşuna benden saklamaya kalkma diyeceğim. Hem belki çözüm bulurum. Anneler her zaman bebeklerinin mutlu olmasını isterler diyeceğim. Evet zaman seni kocaman bir adam haline getirse de bu gerçek bebeğim olduğu gerçeğini değiştirmeyecek ne de olsa. Kalabalık bir pazarda, çarşıda tek şerit halinde ilerlemek gerektiğinde elini tutarım diye yürürken elini arkasına usulca uzatan annem gelecek aklıma o zaman annelerin gözünde hiç büyümediğini hep bir bebek olarak kalındığını hatırlayacağım. Evet bunları da yazacağım.

aliye notlar

Daha neler neler yazacağım sana Ali. Beni gururlandırdığın her anı, anne deyişini, o an hissettiklerimi, kaç gece uyurken seni seyrettiğimi. Annenin ve babanın bu kadar kopyası diye mi bakakalıyorum bilmem ama tatlı yüzünü seyretmelere doyamadığımı, arada bir babana bakıp oh iyi oldu pek de güzel oldu, çok da iyi oldu tamam mı deyip gülüşmelerimizi. İyi ki bu dünyaya bizim çocuğumuz olarak gelmiş deyip ağlamalı hallere büründüğüm günler de dahil hepsini yazacağım. Siz bu satırları okurken ben 5. ayımızın son günlerini yazmaya başladım bile. Tombili Ali’nin hayatımıza gelişinin 6. ayını kutlarken ağlak annenin bebeğine notları böyle böyle birikiyor. Siz de ne var ne yok, yeni anne babalar defterler tutulmaya başlandı mı?

Berna Mutlu Aytekin
Please follow and like us:

2 yorum

  1. Figen   •  

    20li yaşlarında belki üstünkörü bakacak yazdıklarına, hepsini okumamış olacak, sen anladığında da of anne ne var bunda diyecek ama sen onları daha iyi sakla. Çünkü 30 yaşına geldiğinde ona ne kadar kıymetli birşey bırakıldığını anlayacak. Sonra senin haberin olmayacak ama o hep kızgınken üzgünken sinirliyken belki de sakinleşmek için o notlara kaçacak. Öyle bir değerli olacak ki.. İnsan her şeyi 30 yaşında anlıyor. Hakikaten öyle! İşte senin notlar da bunun sembollerinden biri olacak

  2. Berna Mutlu Aytekin   •     Yazar

    Bakalım 40’da neler hissedeceğiz Figen. Hayat her gün yeniden başlıyor aslında sayılar bahane. Yorumun için çok teşekkürler. Sevgiler.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir