Başka Sinema ve Leviathan

Başka Sinema’nın güzel bir yapısı var. Bilmiyorum daha önce keşfetme şansınız oldu mu? Ben bir süredir kendilerini takip ediyordum. Evime yakın sinemalarda da gösterim yaptıklarını duyunca Oscar yolundaki bir film olan Leviathan’ı geçen hafta izleme imkanı buldum.

Öncelikle Başka Sinema nedir, ondan bahsedeyim.

Efendim Başka Sinema ulusal ve uluslararası platformlarda beğeni kazanan filmlerin, yepyeni bir seans yapısıyla sinemaseverlerin buluşması amacıyla M3 FİLM ve KARİYO ABABAY VAKFI işbirliğiyle hayata geçirilen ve sürekli bir sinema oluşumu. Festival filmlerini yıl boyu izleyebileceğiniz gibi farklı etkinliklere de imza atıyorlar. Mesela 12 aydan küçük bebekleriniz var ise onlar ile sinemaya gitme hayali kuran bir anne iseniz bebek arabasının, oyuncakların serbest olduğu seanslar düzenleniyor. Bebeğiniz oldu diye hayatı kaçırmıyorsunuz. Şimdi hamilelik gündemimde olduğu için bu etkinlik çok dikkatimi çekti. Örneğin yakın zamanda bebeğiniz ile ilgili sinemaya gitmek isterseniz İstanbul, Kadıköy Rexx Sinemasında 5 Şubat için bir etkinlik oluşturmuşlar. Ayrıca her Çarşamba günü, son seansta ‘Sürpriz Film Gecesi’, ‘Kısa Film Gecesi’, ‘Belgesel Gecesi’, ‘Ön Gösterim Gecesi’, ‘Kült Film Gecesi’ ve ‘Kaçırmadınız’ gibi birçok özel seçkinin olduğu BAŞKA ÇARŞAMBA Geceleri düzenleniyor. Ben pek sevdim sizi haberdar edeyim dedim. Başka Sinema ilginizi çektiyse sosyal medyayı da etkin bir şekilde kullanıyorlar. Oradan son gelişmeleri takip edebilirsiniz. Yazının sonunda linklerini paylaşacağım.

Leviathan’ın Oscar yolcusu olduğunu ve konusunun da Rusya’daki yaşam çerçevesinde geçtiğini öğrenince uzun yıllar Rusya’da kalmış olan dayımla beraber filme gidebileceğimizi düşündüm. Bir yandan filmi seyrettim bir yandan da dayımla Rusya’daki hayatın tıpkısının aynısı olduğu konusunda sohbetlere giriştik. Leviathan’ı Metrocity’de bulunan Cinema Pink’te seyretme imkanı buldum. Uzun bir filmdi. Başka Sinema’da eğer film 110 dakikadan kısaysa ara verilmiyor. Ama bu filmde ara verilmişti. Sinema oldukça hoş döşenmişti. İnsanlar bir kenarda sessiz sedasız kimseye rahatsızlık vermeden filmin kritiğini yapabiliyordu. Bu yüzden Cinema Pink’i başka filmler için de ziyaret edeceğim.

Biraz da filmden bahsedeyim.

Barents Denizi’nin kente uzak kıyılarından birinde Nikolay, karısı Lilya ve oğlu Romka ile bir hayat sürdürmektedir. Yaşadığı evin yanında aynı zamanda tamirhanesi de vardır. Kentin belediye başkanı bölgeye yapılacak karlı bir yatırım için Nikolay’ın arazisine göz dikmiştir. Rüşvet ve yolsuzluğun bir rutin olduğu Rusya’da belediye başkanı, işi kılıfına uydurup aileyi mahkeme kararı ile evden attıracaktır. Nikolay son çare olarak askerlik arkadaşı olan Moskovalı avukat Dmitriy Seleznyov’dan yardım ister. Fakat Dmitriy’nin gelişiyle ailede hiçbir şey eskisi gibi olmayacaktır.

leviathan afiş

Yapımın yönetmenliğini Andrey Zvyagintsev üstlenirken, kadroda Aleksey Serebryakov, Elena Lyadova, Vladimir Vdovichenkov ve Roman Madyanov yer alıyor. Filmin aldığı ödüller ise 2014 Cannes Film Festivali En İyi Senaryo, 2015 Altın Küre Yabancı Dilde En İyi Film ve son olarak da 2015 Oscar En İyi Yabancı Dilde Film kategorsinde yarışıyor.

Rusya’nın bizim gittikçe benzemekten korktuğum bir yapısı var. Rüşvet çarkı tamamen sisteme oturmuş durumda, üst mevkilerde koltuk sahibi insanlar karşısında hiç bir şey üstün değil. Ülkede hukuk sadece işleri kılıfına uydurulmak üzere çalışıyor. Rusya’nın ahlak anlayışı bizim ülkemizden farklı ve gerçekten hayatlarında içki denen büyük yer kaplayan bir olgu var. Bu türlü bazı konularda farklılaşsak da filmi sanki geleceğin kısa bir özeti gibi izlediğimi itiraf etmeliyim.

Film içindeki diyaloglarda bu farklı hayatın yansımaları mevcut. Zaman zaman güldürüyor ama genelde düşündüren, başka hayatlar tanımamıza izin veren bir yapısı mevcut. Böylece filmi daha da bir ilgi ile takip edebiliyorsunuz. Filme dair Murat Tolga Şen’in oldukça etkileyici bir eleştirisi var. Burayı tıklayarak okuyabilirsiniz. 140 dakikalık filmin IMDb notu ise 7.9. Bence 8.5’i hak ediyordu.

Oscar’da favorim olan Leviathan ismini Thomas Hobbes tarafından 1651’de yazılmış kitaptan alıyor. Leviathan kavramı bu eserde mutlak güç ve yetkilere sahip egemen devleti ifade etmek için kullanılmış. Filmin içinde de farklı bir diyalogda Leviathan’ın ne olduğunu duyacaksınız.

Filmin fragmanını aşağıda sizinle paylaşıyorum. Başka Sinema’da sene içerisinde sıklıkla tekrar vizyona alınacağını düşünüyorum. Ama yine de siz vakit bulursanız hemen seyredin.

Başka Sinema’yı sosyal medyadan aşağıdaki linklerden takip edebilirsiniz:

https://www.facebook.com/baskasinema

https://twitter.com/Baska_Sinema

Şimdiden iyi seyirler dilerim.

Berna Mutlu Aytekin

Senin yorumlarınla bu yazı daha güzel olacak