Başka gün öl…

Her hafta sonum en az bir diğeri kadar eğlenceli geçiyor. Mesela geçen hafta lalelerin kapladığı parkları çocuklar gibi şen hoplaya zıpalaya dolaştık sevgilim ile. Ondan önceki hafta harika bir sahilde gün batımını seyrettik. Ondan önceki hafta fotoğraf çekmek için İstanbul’un bir ucuna gittik, bir sürü hayal kurduran manzaralar gördüm yine. Ama bugün anlatacaklarım bunlar değil.

Bu hafta sonu Büyük Ev Ablukada konserindeydik. En sevdiğimden akustik olan hani. Canavar Banavar benimle konuştu üstelik. Hem de şarkı arasında. Sevdiğim arkadaşlarımla beraberdim. Harika Tophane fotoğrafları çektim. Akşam 3 bölüm sevdiğim diziden seyrettim. Ne güzel çekiyorlar şu diziyi. Sabaha plan yapmama rağmen uykuyu erteledim geç saatlere kadar dergilerimi okuyup TRT3 radyosunu dinledim. Hele ki bu sabah. Bu sabah çok güzeldi. Annem ile dışarı çıktık. Kahvaltı ettik. Çok beğendi gittiğimiz yeri. Çaylar çok lezzetliydi. Bir sürü sohbet edip harika vakit geçirdik. Alışveriş yaptık anne kız. İstediğim beden kıyafetler bulabildim. Kitaplara bakarken D&R’da kendimi kaybettim. Aldığım kitabın yarısını bitirdim bile. Çok güzel bir kitap iyi ki almışım. Onu da anlatacağım size. Ama yok. bu da ne yazık ki bu yazımızın konusu değil.

Bugün öğleden sonra eve biraz erken geldim. Hafta sonları daha çok kitap okuyabiliyorum. En sevdiğim koltuğuma yerleşip kitap okumaya başladım. Annem adaçayı yapmış. Öksürüyorum. Kulaklarım tıkalı duyamıyorum insanları. Bağıra çağıra konuşuyorum. Öksürünce insanlar bana bakıyor. En iyisi evde vakit geçirmek. Gün içerisinde çektiğim fotoğraflara gelen yorumları kontrol edip cevap yazıyorum. Bir yandan da yeni fotoğraflar yüklüyorum sosyal ağlardaki hesaplarıma. Bir şangırtı oldu. Yerimden hoplamamla n’oluyo dedim.  Ses sağdan geliyor. Döndüm bir baktım. Gürültü var. Ama kırılan bir şey yok. Hasan ile benim Mehmet Turgut’un çektiği kırmızı duvarımıza çok yakışan fotoğrafımız çerçevesinde sağ salim duruyor. O düştü sandım ilk an. Altında şamdanlar ve vazomda var. Yok onlar da kırılmamış her şey yerinde. Ama etrafa saçılan beyaz parçalar var, tavandan gelmiş. Tavanda 1 TL madeni para büyüklüğünde bir delik. Tavandan bir şey düşmüş olmalı. Kesin çivi falandır. Allahtan vazolara gelmedi, gelse bir de şimdi elektirik süpürgesi ile uğraşacağım zaten hapşırıp duruyorum. Neyse şurayı temizleyeyim… derken hasır sepetin içine saklanmış bir altın sarısı metal görüyorum. Matkap ucu olmasın sakın diyorum. Çok ağır. Aynı aynı balık oltalarının ucuna konan ağırlık gibi. Ha neydi o kurşun kurşun. Onun kadar ağır. O sırada kafada bir şeyler  oturuyor. Eee bu kurşun o zaman diyorum. Normal kurşun yani, hani insan öldürenden. Anneme haber veriyorum. Oradan kuzene haber veriyoruz. Aile apartmanı olunca herkes tanıdık. Ne yapıcaz nasıl yani, Allah korudu, ya kafama düşseydi. Kesin ağırlık kırardı kafamı. Ağırlık kırardı da bu kurşun zaten hani insan öldürmek için ateşliyorlar ya bunu tabancalardan. Bu öyle bir şey. Ölebilirdim ben yani. Hadi ya ben ölebilirdim böyle saçma bir şeyden dolayı. İnsan şoka girince nasıl güzel saçmalıyor ben bir kere de kendimde bu duruma şahit oldum. Ev sahibimize haber verdim, dedim tavan delindi bir kurşun düştü tepeden şaka gibi. Evet burası Türkiye. Bu da böyle bir şaka. Karşı komşulara sorduk siz bir şey gördünüz mü diye. Hani belki çatıda dolaşan biri vardır. Yanıt yok. Her şey yolunda. Mahallede ses duyan yok.

mermi tavanı deldi

Ne yapalım polisi arayalım. Ya birini vurdularsa? Arayalım. Aradım. 155’i telefona çıkan polis memuruna adresimi söyledim. Böyle böyle bir ses duymadım ama kurşun geldi girdi içeri. Size şikayet var mı diye sordum. Şikayet yok. Asker uğurlaması sırasında yaşanabiliyormuş. Geçmiş olsunmuş. Ardından bir ekip yönlendireceklerini söyleyen bir telefon aldım. Adresi vermiştim zaten. 15 dakikaya ekip geldi.

eve mermi atıldı

Behzat Ç. gibi bir komiser yanında 7 polis. Ardından sorgu sual. Nereden düştü, nasıl düştü. Delmiş mi. Ne olmuş. Ses duymuşmuyum… Evrak imzalamaları, illa karakola geleceksiniz demeleri. Ardından Olay yeri inceleme ekibinin gelişi. Fotoğraf çekmeler. Sorgu sualler. Yine evrak doldurmalar. Düşmanınız var mı, tehdit aldınız mı demeler. Yok beni herkes sever dedim. Evet bunu dedim 🙂 Sevildiğimden şüphem yok. Polis Bey, Berna Hanım sizi vurmak isteseler bu şekilde yöntem kullanmazlar içiniz rahat olsun dedi. Haklı tabii. Yolda yürüsem kocaman bir hedefim. Öyle daha kolay vurması.

Kurşunun geldiği yerden iki karış ötede doğalgaz borumuz geçiyor. Ben koltuğun sonunda oturuyorum. Başında otursam kafama gelecekti. Polislerin söylediklerine göre maç sonrası, asker uğurlaması sonrası bu tür olaylar daha sık yaşanıyormuş. Çatı katı evlerde sık yaşanan bir sorunmuş. Böyle çok olay haber veriliyormuş. Havaya sıkılan kurşun ivmesini aldıktan sonra aşağı doğru düşüyormuş. Bu şekilde gelmiştir dendi. Ama tabii araştıracaklarmış.

Evin çatısını kontrol edip gittiler. Geçmiş olsun dilekleri ile evden ayrıldılar. Hatıra kurşunumu da aldılar. 9 mm dediler. Tek bakışta nasıl anlıyorlar?

Ben ki en yakın arkadaşlarımı tembihlemiş insanım. Olur da bir gün abuk bir nedenle ölürsem ki ben buna gülerdim. Cenazemde gelip kahkaha atacaksınız dedim. Tabii dayak yeme riskiniz de var ama beni Berna bu ölüme çok gülerdi diyerek hatırlayın isterim. Düşünseniz bir gün yolda yürürken çukura düşüyorum. Hop ölüyorum. Ya da evin kapısından girerken kafama bir şey düşüyor. Hoop ölüyorum. Bundan daha komik bir şey olabilir mi? Olsaydı eğer bugünkü hadise de gerçekten beni çok güldürürdü. Gülmekten ölürdüm. Öldüğüm için çok gülerdim.

Neyse Bugün de ölmedik. Başka sefere kaldı çok sevdiklerimiz ile buluşmamız. Hakkımızda hayırlısı

Berna Mutlu Aytekin

4 yorum

  1. Taha   •  

    Şaka gibi bir olay. Ama geçmiş olsun. İnsanlar genelde havay ateş ediyoruz zararsızız diyorlar 🙂

  2. Cevdet   •  

    Çok geçmiş olsun Berna. Şans eseri yaşıyoruz resmen. Sağ salim olduğumuz için şaşırdığımız günler bunlar. Neyse ki bu sefer kazasız belasız atlatıldı. Umarım bu hayatındaki son polisiye olay olur.

  3. Serap   •  

    Yeni okudum, benim de başıma gelmişti benzer bir olay. Öğrenciydim, çatı katındaydı evimiz. Eve hep geç gelirdim annem kızardı küserdi. Bir gece yine geç geldim, odama girdim ayağıma bir şey takıldı, baktım, aynı böyle kurşun. Ağır da bayağı. Elim ayağım birbirine girdi. Camı delmiş, perdeleri delmiş, duvarlardan sekmiş halıya düşmüş. Bizimkilere söyledim, annem delirdi ya evde odada olsaydın diye:) Polis geldi ayakkabılarıyla girdi, genç kızım tabii, sana takılan var mı, sevgilin var mı diye sorup duruyor ben de bozuluyorum öyle ipsiz sapsız birine mi benziyorum diye:)) Neyse bir şey çıkmadı tabii, odada otururken otururken ölüverecektim ben de:)

  4. Berna Mutlu Aytekin   •     Yazar

    ülkemde beni bulan manyaklıklar konusunda yalnız olmadığımı bilmek güzelmiş serap. allah koruyor bizi. ucuz atlatmışsın sen de geçmiş olsun…

Senin yorumlarınla bu yazı daha güzel olacak