Bankacı’nın görevleri nelerdir?

Bankacı olmak benim için büyük bir istekti. Üniversite’de son dönemde kendimi finansal matematik ile ilgilenirken bulduğumda, “İşte kızım dedim senin işin bu olmalı. Para ile ilgileneceksin. Faiz, paranın bugünkü değeri, bonolar, ve gıcır gıcır paralar. Sayacaksın eski günlerdeki gibi.”

Eskiden beri sevdiğim bir şeydir para saymak. Babam araba alıp sattığında paraları eve getirir. Ertesi gün bankaya yatırmadan evde bir güzel sayardı. Ben de sayayım diye tuttururdum. Benim küçük ellerimde o yaştaki bir çocuğun görmeyeceği kadar çok para tomarı olurdu. Bir de Darphane’den yeni çıkmış güzel para kokusu oldu mu? Paraları sayıp kafamızdan aşağıya dökmek halının üzerine hepsini atıp içinde yuvarlanmak kardeşimle en sevdiğimiz şeydi. “Tamam işte benim işim bu olmalı. Bankacı para ile ilgilenir. Ben bankacı olmalıyım. Keşke rahmetli babam da görseydi,  kenardan kenardan bana gülümseyecektir.

Bu düşünceler ile kabul ettim bankacılığı. Aldığım maaş 4 kat daha aşağı düşecekmiş. Olsun ben bankacılık yapmak istiyorum dedim İnsan Kaynakları yetkilisine.

Önce asistan olarak ardından gişe yetkilisi ardından nakit yetkilisi, ardından da her şeyin yetkilisi olarak devam ettim. İstifa ettiğim dönem bu her şeyin yetkilisi olduğum döneme denk geliyor 🙂

Asistan iken dosyaların yerlerini ve parmakların kağıt kesiklerinden nasıl korunacağı ile ilgili bilgiler alıyoruz. Mesai neymiş onu öğrenip kendimizi jargonun büyüsüne kendimizi kaptırıyoruz. Bu süreç benim çalıştığım bankada 3 ay kadar sürüyordu. Ardından eğitim ile sizi donanımlı hale getiriyorlar. Artık tozlu arşivlerden operasyon odasından, müşterinin karşısına çıkabilirsiniz. Asistanlığımın büyük bir bölümü arşivde evrak arayarak ve kiralık kasaya müşteri götürerek geçmişti. Ha bir de noter ziyaretlerimiz var ki bankacılık adına ilk öğrendiğim şeyler imzalatmaya gönderilen evrakların okunmasından ibaretti. Herkes o kadar yoğundu ki kimse bir şey öğretmeye ne istekliydi, ne de buna vakitleri vardı. Etraftan duyabildiklerim ile artık ne kaparsam 🙂 Bazen bölge müdürlüğüne gitmek gerekiyordu. Evrakları elden teslim almak. Bazen de ticaret sicil gazetesi için Perpa’ya gitmek. Ben şanslıydım. Diğer şubelerde çalışan, müdürün takım elbiselerini kuru temizlemeciye götüren, çorabı kaçtıysa çorap almak için mağaza mağaza dolaşan asistan arkadaşlarımda olmuştu. Ben en azından meslek ile ilgili evraklar taşıyordum buna sevinmem gerekirdi 🙂 Bunları üniversite de öğretmezler yerinde görmek, deneyimlemek lazım 🙂

Doğum günü kutlamam için her sene doğum günümde doğum saatimde arayan annemin telefonunu cevaplayamamıştım. Arşiv yerin dibindeydi ve telefon çekmiyordu. Kafama bir de kocaman dosya düşmüştü. O senemin kötü geçeceği böylece belli de olmuştu.

Gişe yetkilisi olduğumda ne sevinmiştim. Para alışverişi yapabilecek. Döviz alacak satacak en sevdiğim işi parayı sayacaktım. Bu mutluluk ilk sahte para yiyişimden sonra yerini sinire bıraktı. “Sahte para yedim” demek akşam sayımda kasanızda geçmez nitelikte banknot bulunması demek. Gün içerisinde size sahte para verirler sizde para üstünü vererek parayı aklarsınız. Bunu işlem sırasında yakaladığımızda oldu. Polis çağırdığımızda. Müşteriye “Teknik aksaklık var biraz beklemelisiniz” dediğimiz de oldu. Yakalandığını anlayıp şubeden kaçtığı da oldu. Gişedeki arkadaşları taciz eden müşteriler ile de ilgilendim. Banko’nun öbür tarafında olmak gerçekten bir erdem oluyor böyle durumlarda. Hele Ramazan ise bir de bünye de oruç var ise. Sinir kat sayısı açlıktan tavan yapıveriyor. Üstelik her türlü sıkıntıda bile müşteriye gülümsemek ve işlemini 2 dakika içinde yapmak zorundasınız. Beklettiğiniz her müşteri sizin kariyerinizde büyük gerilemelere yol açabiliyor. Kaydı tutuluyor. Kişisel puanınız her gün ölçülüyor. Müşteri bir tek şube de olmuyor. Müdürün odasında, dilekçesi faks makinesinin ucunda bir sürü müşteri var. Ve tahmin edersiniz ki hepsinin işi acele. Her biri birbirinden eğlenceli hikayeler. Bir ara anlatırım.

2 sene sonra bu en çok eğlencenin ve maksimum riskin olduğu görevimden terfi ettim. Bu gişe’de ki arkadaşların yetkilisi olmuştum.  Bu görev biraz daha zordu çünkü arada bir müdürün odasına çay götürmem, müdürün odasındaki müşterilerin canı çektiğinde dışarıdan dondurma söylemek gibi ekstra görevlerim de oluyordu. Para sayma makinelerinin temizliği, borçlarını ödemeyen müşterilerin telefon ile araması, bozulan atm cihazının içinden çıkan aklınıza gelebilecek her şeyin raporlanarak temizlenmesi 🙂 (hem de toza alerjisi olan biri tarafından) Her akşam şube kasası ve Atm cihazının sürekli bozulması da beni çok oyalıyordu. Gişedeki arkadaşların müşteriye sattıkları ürünlerin kaydının raporlanmasına da bakıyordum. Her kredi, kredi kartı, vadesiz hesap, vadeli hesap vb. ürünün o gün ne kadar kullandırıldığının raporu kişi bazında ürün bazında beni bir excel dahisi yapmıştı 🙂 Keyif almak istiyordum ama keyif alacak zaman yoktu.Yaptığım işin bankacılık olup olmadığını sorgulamaya başlamıştım. En son benim işim bitiyordu ve ilk benim işim başlıyordu. Gece lambaları kapayıp şube kapısını kilitleyip gitmek, yorgun argın kendimi yatağa atmak zoruma gitmeye başlamıştı.

Bankacının görev tanımı oldukça geniştir. Her pozisyonda ilgilendiğim görevlerin görev tanımımda yer almayanlarını paylaşmak istedim. Sektöre giriş yapmak isteyen insanlar bu tarafını da görsünler. Tutkuyla bağlanacakları bir iş: Bankacılık. Kaldıramayacakları yüklerin altına girmesinler. Bir bankacı’dan dinlediniz.

Görsel şu adresten alınmıştır.

Berna Mutlu Aytekin

7 yorum

  1. emel   •  

    Sube calisani olmak, bankacılık mesleğinin en zor yanıdır.

  2. berna   •     Yazar

    siz de bankacı mısınız? bankacılığın her ayağı zor, çağrı merkezi ayrı zor, genel müdürlük ayrı zor.

  3. Pingback: 6 yaş sevinci | Blogger's Base | Blogger's Base

  4. ilker   •  

    süper bir yazı 6 senedir değişen tek şey daha da artan satış baskısı olsa gerek

  5. Berna Mutlu Aytekin   •     Yazar

    insan daha ne kadar artacak diyor. ama fark ettim artık çılgınca pislik fışkırtan para sayma makinelerinin önüne kalkan gibi bir şey yapmışlar. teknoloji ilerlemiş.para sayarken mikrop kapma devri kapanmıştır belki.

  6. Ceyda   •  

    Bu yazıyı 2010 da yazmışsınız.Ne yazıkki bankalar hala aynı.Değiştiremeyeceğiniz işlerden sorumlu olmak,mail,telefon yetmeyip wattsap grubu kurup mobbing yapan bölge müdürleri,sinir harbi yaşatan müşteriler ve oh saat 5oldu deyip işten 8de ayrılmak.6yıldır hiçbirşey değişmediyse bu sektörde bundan sonra da değişmeyecektir.

  7. Berna Mutlu Aytekin   •     Yazar

    ne diyeyim vallahi Allah kurtarsın sizi de o zaman benim içim kafam hep rahat artık.

Senin yorumlarınla bu yazı daha güzel olacak