Ayasofya gezimiz ve tarihi yarımada

ayasofya müzesi

ayasofya müzesi

Baktım artık tam bir öğrenciyim. Bir de Müzekart edinmenin zamanı gelmiş dedim. Gittim, öğrenciler için kocaman bir indirim yapan Müzekart’ımı Ayasofya Müzesinin önündeki Mobil Satış İstasyonu’ndan satın aldım. Pek de güzel oldu. Bu kart ile beraber bir sene boyunca ülkemin bir sürü müzesini ücretsiz gezebileceğim.

Müzekart öğrencileri için 15 TL olarak satışa sunuluyor. Normal şartlarda 30 TL verip siz de edinebiliyorsunuz. Nerede geçer bu kart derseniz 300’ü aşkın müzede geçerli. Aynı yıl içinde neredeyse her müzeye 2 kere girebiliyorsunuz. Öğrenci olmak güzel bir şey. Bize müzelere giriş yapmak sınırsız. Müzekart web sitesinde yer alan bilgiyi paylaşmam gerekirse aşağıdaki şekilde belirtilmiş.

Müzekart; müze ve örenyerlerinde ayrıca ücretlendirilen Topkapı Sarayı Müzesi Harem Bölümü, Efes Örenyeri Yamaçevleri, Göreme Örenyeri Karanlık Kilise bölümleri hariç olmak üzere, Kültür ve Turizm Bakanlığına bağlı tüm müze ve örenyerlerinde geçerlidir. Müzekart elektronik turnike ile girilen müze ve örenyerlerinde yılda iki kez ücretsiz giriş hakkı sağlamakta olup, indirimli Müzekart ise sahiplerine sınırsız giriş olanağı tanımaktadır. Müzekart yalnızca Türkiye Cumhuriyeti vatandaşları, 5203 Sayılı Kanuna tabi Mavi Kart sahipleri, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti vatandaşları ve Türkiye’de yerleşik “Yabancı Kimlik Numarası” sahibi kişiler tarafından kullanılabilir. 

Kartımızı alınca neredeyse 2 aydır aklımda olan ayağımın kırılmasıyla ertelemek zorunda kaldığımız Ayasofya gezimizi de bugün nihayet yapıverdik. Sevgili Fatmagül bize eşlik etti.

 

 

fatmagül güzel

 

 

Ayasofya müzesi giriş ücretleri 20 TL olarak belirlenmiş. Ama dediğim gibi Müzekart ile indirim alabiliyorsunuz.

Size Ayasofya hakkında bir bilgi vereyim. İçeride yapılan restorasyon çalışmaları çok güzel kareler almaya elverişli bir ortam yaratmıyor. Benim gibi fotoğraf çekmek amacıyla gidecekseniz hevesiniz kursağınızda kalacak. Ama benim gibi ilk defa gidiyorsanız şaşkınlıkla etrafı izleyeceksiniz. İçeride uçan güvercinler, ışığın nazlı nazlı içeri süzülüşü, sessiz ama heybetli sütunlar, ışığın büründüğü değişik renkler, mermerlerin eskiyerek parlaklaştığı o hal, kocaman kapılar, freskler, baştan aşağıya mis gibi tarih… Hala gitmediyseniz mutlaka bir hafta sonu rotanızı tarihi yarımadaya çevir derim.

ayasofya müzesi

Sabah erken saatlerde uyanınca günü harika geçirmek de mümkün oluyor. Önce Ayasofya’ya ardından da, Sultanahmet Camii’ne gittik. Sultanahmet Camii’nin ziyarete kapanış saati 16:00 biz 1 saat önceden gitmemize rağmen içeri giremedik. Öyle kalabalıktı ki. Dışarıda oturup etrafı izledik. Ardından Süleymaniye’ye doğru geçtik. Havanın deli gibi soğuk olması bere ve atkılarla dahi bizi üşütünce en iyisi bir şeyler yiyip ısınalım dedik.

ayasofya müzesi

Yine arkadaşlarımın daha önce gittiği ama benim gitmeye hiç fırsat bulamadığım Ali Baba Kanaat Lokantası’na doğru adımlarımızı hızlandırdık. Burası kuru fasülyesi ile meşhur yerlerden biri. Bir çok benzer yer olsa da en güzeli burasıymış. Gerçekten de öyleydi. Kuru fasülye, cacık, pilav ve kadayıf tatlısı denenmeli. Yol düştükçe gidilmeli. Süleymaniye tüm heybetiyle bize göz kırptı. Oradan Ağa Kapısına gittik. İstanbul’un en güzel görüntülenebildiği yerlerden biri de Ağa Kapısı. Uygun bir saatte gidip cam kenarında güzel bir yer kendinize seçmelisiniz. Orada da ısınamayınca elma çayımızı içip sıcak evlerimize dönmeye karar verdik. Sohbet dolu güzel bir gün oldu. Sahalara dönmek için gerekli motivasyon ve enerji stoklandı. Güzel insanlar hayatımızdan eksik olmasın ki biz de ruhumuzu doyurabilelim.

fatmagül güzel

Berna Mutlu Aytekin

Senin yorumlarınla bu yazı daha güzel olacak