Av Mevsimi

Gelse de seyretsek dediğim filmlerden biri idi. Bu kadar merakla beklediğim bir diğer film de Nefes filmiydi. O beklentilerimi fazlası ile karşılamıştı . Ama Av Mevsimi birazcık hayal kırıklığı.

Birazcık diyorum çünkü ummadığım oyuncudan oldukça iyi performans, harikalar yaratacak oyuncudan ise oldukça vasat bir performans seyrettim.

Av mevsimi filmini Yavuz Turgul çekmiş. Şener Şen, Çetin Tekindor, Cem Yılmaz, Okan Yalabık, Melissa Sözen oynuyor.

Melissa Sözen’i ilk defa “Çemberim de gül oya” dizisi ile tanıdım. O gün oyunculuğu ile pek sempatimi kazanmıştı. Bunun üstüne bir şeyler katar da harika bir oyuncuya dönüşür derdim. Hala kelebeğe dönüşmesini bekliyorum.

Okan Yalabık ise daha önce oynadığı dizilerde çok başarılı performanslar çıkarmıştı. Bu sonuçta sinema filmi. Hani derler ya diziler oyuncuyu tatmin etmez sinemanın tiyatronun tadı başka diye. İşte Okan Yalabık döktürecek bu filmde diye düşünürken çok çok başarılı bulmadığım bir oyunculuk çıkardı.

Ben Cem Yılmaz’a şaşırdım diyebilirim.  Abuk sabuk abartılmış sahneler hariç gerçekten keyifli bir oyunculuk sergilemiş. Hele hele ki o  çok konuşulan “Hayde” sahnesi gerçekten çok başarılı. Laz’lar deli olur derken gerçekten karşımda deli olmuş bir laz olarak gördüm Cem Yılmaz’ı.

Beni hayal kırıklığına uğratanlar ise duayenlerdi. Yani Şener Şen ve Çetin Tekindor. Çok daha güzel oyunculuklar beklerken, “Helal olsun nasıl iki mükemmel oyuncuyu ikna edip aynı filmde oynatabilmişler” derken pek sevemedim. Beklentim yüksekti muhtemelen.

Av Mevsimi ile ilgili beni asıl şaşırtan ise, senaryonun bu kadar kötü olması. Her şeyi başından itibaren biliyor olmak keyifsiz bir seyire yol açtı. Bu kadar klişe bir konu. Bu kadar bildik oyunculuklar. Bu kadar bildik mekanlar.  Hayal kırıklığı oluşturdu bende.

Ezel dizisinde kullanılan mekanlar kullanılmış. Hatta Ezel dizisinde yine bildik bir rolde oynayan iki oyuncuya filmde yer verilmiş. Film seni sarıp sarmalar da gözünü kırpmadan izlersin ya. İşte öyle bir hale sürüklemedi beni maalesef.  Rıza Kocaoğlu’nun ve Cem Yılmaz’ın sahneleri hiç bitmesin istedim. İyi insanlar erkenden ölüyor sinemada da bu durum geçerli. Film boyunca amaç gerilimse, gerilmedim. Amaç özlenilen Şener Şen performansını seyretmek ise, o da istediğim gibi değildi. Senaryo havada kalıyor. Böyle olmayacağınız düşünerek hata yapmışım.

Elleri bir sürü titreyen bir oyuncuya muazzam avcı rolü biçmek bana mantıksız geldi. Filmde Lazca konuşulması ve bizim anlayamamamız da sitemlerimin içinde yer alsın. Madem oyuncuyu Lazca konuşturacaklar o zaman alt yazı koymalılar. Tamam sanırım şöyle demek istendi: Bu öyle bir sahne olacak ki ben oyuncumu sana başka bir dil ile konuşturacağım. Sen, seyirci onun oyunundan her şeyi anlayacaksın. Bu ifadeyi yaratsın diye düşünüldüyse eğer, çok çok iyi oyuncular seçilmemiş. Hadi karşımda oynayan Genco Erkal olur Japonca konuşsun bana anlatır yine de ne konuştuğunu. Ama yüzü oldukça kötü yaşlandırılmış bir anne(ellerini yaşlandırmamışlar ki en önce eller yaşlanır bknz: Ajda Pekkan) ve Cem Yılmaz ile bana bunu aktaramamışsın. Neyse ufak detaylara takılmadan kafa dağıtmak için gidildiğinde değil de arkadaşlar ile sohbet arasında Tv’ye göz atarak seyredebileceğiniz bir polisiye olmuş.

Cem Yılmaz’ın rolü erkenden bitmeseydi daha keyifli olacaktı. Çok beğendiğim videoyu da aşağıda izleyebilirsiniz.

Hayde – Cem Yılmaz | video.mynet.com

Berna Mutlu Aytekin

Senin yorumlarınla bu yazı daha güzel olacak