Ankara’da dondurma nerede yenir?

Geçen haftalarda yine uzun bir seyahate çıktık. Yol bizi 2 günlüğüne Ankara’ya götürdü. Ankara girişindeki o iğrenç tasarımlı aydınlatmaları görünce “Bu şehrin nesi güzel yaa?” deyip hayıflanıyorum. Ankara’ya gelme fikrini seviyor, her seferinde heyecanlanıyorum ama şehre girince tüm umudum kırılıyor. Çok soğuk bir yer Ankara. Kimse gülümsemiyor. Herkes mekanikleşmiş gibi. Sanki makineleşmiş bir yer. Ben sevemedim. İzmir’i nasıl sevdiysem Ankara’ya da bir türlü ısınamadım.

Eşimin kardeşi orada yaşıyor. Bir de şeker mi şeker kızı var ki, belki Ankara’nın en güzel yanı o.

Biz ankara’ya giderken yolda bolca yağmur vardı. Önce Anıtkabir’e uğradık. Günlerden 10 Kasım. Anıtkabir’in girişi bile öyle kalabalıktı ki. İnsanlar akın etmiş. Her yerde tur otobüsleri. Polis girişe çıkışa kontrollü olarak izin veriyor. İstanbul’dan geldiğimiz o kadar belli ki ne ışıkların o yerlere konma amacını anlayabiliyoruz, ne de neden trafiğin durduğunu. Meğerse Anıtkabir’e yaklaşmışız.

“Ne yapalım yarın geliriz bugün değil” diyerek oradan uzaklaştık. Ankara sokaklarında anlamsızca dolaştık. Çünkü kaybolduk 🙂 Daha sonra kendimizi eve atıp biraz Derin bebeği sevdik. Anıtkabir maceramız kısa sürdü. Ertesi gün ise haritaya bakıp Atatürk Orman Çiftliğine gitmeye karar verdik. Ardından da İstanbul’a doğru yola çıkacaktık. Hava da bizim gezmek isteyeceğimizi düşünüp biraz güneşli olsaydı iyi olacaktı. Bebiş üşümesin diye arabadan pek çıkamadık. Kuru soğuğa alışmamış cildime badana boya yapar gibi nemlendiricileri sürüp durdum. Nemli hava meğerse ne güzel bir şeymiş hele hele ömrün deniz kenarında geçtiyse.

‘Atatürk Orman çiftliğinden bir dondurma yeriz çıkarız’ diye düşünmekle hata etmişim. İkinci hatayı da satın aldığım süt, peynir ve meyve sularından az alarak yapmışım. Sanırım bir dahaki Ankara ziyaretimin en büyük amacı Atatürk Orman Çiftliği’ne gitmek olacak. A.O.Ç  de ne diyeceksiniz. (Tüm tabelalarda böyle yazıyor) Kısaca size bilgi vereyim.

“Atatürk’ün 1937 yılında çiftliklerinin ulusa devri hakkında yazdığı feragat mektubunda belirttiği üzere, “çiftliklerin yerine göre araziyi ıslah ve tanzim etmek, muhitlerini güzelleştirmek, halka gezecek, eğlenecek ve dinlenecek sıhhi yerler temin eylemek” hususu vazifeleri arasında yer alan Atatürk Orman Çiftliği Müdürlüğü tarafından, 6 dönümlük alanın rehabilite edilmesiyle kurulan parkta, çocuk oyun alanları, oturma alanları, dişbudak, akçaağaç, meşe, karaçam, sedir gibi ağaçlar yer alıyor. Parkta, 500 adet gülün bulunduğu gül bahçesi, havuz, mevsim çiçeklerinden yapılan peyzajlar da bulunuyor. ”

Ankara’da oksijene doyabileceğiniz yerler arasında olduğu kesin. Araçla içeri girdiğimizde “Biz Atatürk Orman Çiftliği’nin girişini arıyoruz kapısı nerede? diye sorma gafletinde bulunduk. “Zaten içeridesiniz, tüm buralar çiftliğin sınırlarına dahildir.” dediler. Aldık ağzımızın payını, ne kocaman yermiş diyerek gezmeye başladık. Yağmurlu ve bol sonbahar yapraklı bir yer Atatürk Orman Çiftliği. Hatta o kadar yağmurluydu ki bana fotoğraf çektirtmedi bir türlü. Akşama kadar oradaydık, ardından meşhur kokoreççilerde yemeğimizi yeyip eve geri döndük.

Fabrikanın yanında ürünlerin satıldığı bir küçük market var. Ama almak istediğiniz ürünleri illa bu marketten almasanız da olur. Az ileride, o meşhur kokoreççilerin olduğu yerde AOÇ ürünlerinin satıldığı yerler mevcut. Ben dondurmasına doyamayıp o soğuk havada en küçük kaplarda satılandan sadece bir tane tükettikten sonra süt, peynir, bal gibi İstanbul’a götürülmesinde sorun çıkmayacak bir kaç kutuyu arabanın bagajına atıverdim. Dondurmalarında kaldı aklım hala.

Markette ürünler süt ürünleri ve diğerleri olarak ikiye ayrılıyor. Diğer ürünler klasik şişelenmiş meyve suları. Domates, vişne, portakal, üzüm, nar suları ilk aklıma gelenler. Hepsinden birer küçük şişe aldım. Açıldıktan sonra 3 gün içinde tüketilmesi gerekiyor olduğundan koca şişeleri stoklayamadım maalesef. Süt ürünleri ise keçi sütü ve inek sütü ürünleri olarak ikiye ayrılıyor. Keçi sütünden yapılan peynirler ve inek sütünden yapılan peynirler ayrı reyonlarda. Maraş dondurmasını ise keçi sütünden yapıyorlarmış. Dedim ya dondurmalarda aklım kaldı diye. Bilgisayar başına geçince bir araştırma yaptım.

2010 senesinde AOÇ bayilik vermek istemiş. Bir umut yakınlarımda bir yerde bayilik alanlar vardır diye düşündüm. Ama maalesef Beşiktaş bayisi kapanmış. Şu an sadece Kadıköy’de bir bayi bulabildim. Telefonla teyit edip açık adres aldım. Acıbadem’de Berk Organik adlı bir şirket AOÇ ürünlerini getirip satışını yapıyor. Fiyat farkı Ankara’ya oranla çok yüksek oranda değil. Şöyle ki AOÇ ürünleri İstanbul’da satılanlardan %20 daha uygun fiyatlara satılıyordu. Burası o farkı nakliye maliyeti üzerine koyarak kapatmış gözüküyor. Ama tadı kesinlikle fark edilir ölçüde iyi. Örneğin balını denediğiniz zaman sadece bal tadı değil çiçek kokusu bile alıyorsunuz. Hatta ardından şeker konmuş bir çay ya da kahve yudumladığınız zaman o bal tadını hala alabiliyorsunuz. Normalde tatlı ile çay/kahve servis ettiğim zaman çaya ya da kahveye boşu boşuna şeker koymam. Çünkü ikisini beraber tükettiğiniz de çaydaki şeker tadını alamazsınız. Boşa kalori almanın alemi yok derim. Ama bu bal insana daha önce yediği balları sorgulatıyor. Hem de evimize bildik olmayan bir bal girmezken. Şişede satılan inek sütü benim bu aralar kafayı taktığım SEK şişe sütünden daha güzel. Zaten şişe sütünü geçen günlerde reklamlarda üretmeyi kestiklerini, artık karton kutuda satacaklarını söylediklerinden beri bir bardak süt içmişliğim yok. Oysa çok severim sıcak süt içmeyi. Dondurmasından süt tadı alıyorsunuz. Şekeri az. Sütlü Maraş olsun, vanilyalı olsun hazır kutuda satılan dondurmaları 1 seneden fazladır tüketmiyorum. Her yeni bir ürün çıktığında alıp şansımı deniyorum ama istediğim o dondurma tadını bulamıyorum. Başka güzel bir tat var ama benim aklımda kalan o dondurma tadı değil. Hala sinemaya girerken Ben & Jerry’s dondurması yemek güzel. Lakin o da o eski dondurmalara hiç benzemiyor. Başka bir şey o,  adına biz dondurma diyoruz. Carte D’or dondurmalı pastalarını gerçekten çok seviyorum, temmuzun başına gelen doğum günümde yenebilecek tek pasta o, ama o eski dondurma tadı yok. Bu tadı sadece AOÇ.’de buldum. Şimdi de AOÇ ürünleri satan yer arayışındayım 🙂 Yakınlarda Kadıköy’e uğrayıp en azından meyve suyu ve peynirleri stok yapmak istiyorum. Malum sütler sadece 4 gün dayanıyor. Siz de almak isterseniz, bayi bilgileri şurada var. Beşiktaş bayisinin kapandığını tekrar edeyim. Bu arada Berk Organik sabah 8 akşam 8 açıkmış bilginiz olsun!

 

 

Berna Mutlu Aytekin

5 yorum

  1. Ayca filiz   •  

    Beylerbeyi Yaliboyu caddesi uzerinde yen bir sube acilmis, yolunuz duserse bilginize

  2. BMA   •     Yazar

    Bilgi için teşekkür ederim 🙂 Dükkan Burger’ler de AOÇ dondurmaları satılmaya başlanmış bir müjdeli haber de benden 🙂

  3. Ezgi   •  

    Göztepe-Özgürlük Parkı yakınına da bir AOÇ bayisi açılmış.Dondurma ve diğer tüm ürünleri satılıyor.Bilginize:)

  4. BMA   •     Yazar

    ne güzel haber. teşekkür ederim 🙂

  5. turan   •  

    istanbul avrupa yakasında bayi varmı AOÇ ürünlerini alabileceğimiz yer varmı

Senin yorumlarınla bu yazı daha güzel olacak