Anaokulu / Kreş seçimi

Ali’nin pedagog görüşmesinde hızlı bir şekilde kreş/ anaokulu’na başlaması gerektiği tavsiyesi aldım. Ali bazı konularda yaşıtlarından önde gidiyor. Bazı konularda da geri. Her çocuk dört dörtlük değil bilirsiniz. Kreş ya da anaokuluna kayıt yaptırmak onu da daha da sosyalleştireceği için bizim elzem bir hal aldı.

Ben de yine benim gibi hassasiyetleri olan, araştırmayı seven arkadaşım Banu ile beraber yakınlardakiler başta olmak üzere her hafta bir kaç referans okul gezmeye başladım.

Beylikdüzü’nde yaşıyoruz ve burası “Eğitim Vadisi” adı verilen caddeler ile dolu. Her yer okul. Bizim evin çevresinde 5 tane okul bulunuyor. Kolaylıkla aradığımı bulacağım sanmışım. Yanılmışım.

16 tane ana okulu gezdim. Yazıyla on altı. Nihayet birinde karar kıldım. Gezerken nelere dikkat ettiğimi sizinle paylaşmak istedim. Bu sayede eğer aynı hassasiyetleri paylaşıyorsak siz de nelere dikkat etmeniz gerekeceğini bilirsiniz. Eğer aynı hassasiyetlere sahip değilsek de benim ne kadar deli olduğumu anlamış olacaksınız ki inşallah böyle olmaz.

Yazıda kafa karışıklığı olmasın. Benim karıştı başta. Kreş gündüz bakım evi demek imiş. Çocuk ve aile bakanlığına bağlı imiş. Orada amaç çocuklara oyunlar ile etkinlikler ile bakım sağlamak imiş. Ana okulu ise MEB’e bağlı. Müfredatı var. Ona uymak gerekiyor. Denetlenme kısımları farklı çalışıyor.

Gelelim dikkat ettiğim konulara. Genel konular ve eğitim olarak iki ayrı şekilde inceledim.

Genel durum

Bahçe kullanımı

Bizim burada kreşler / anaokulları genelde villa tipi kendine ait bahçesi olan 3 katlı müstakil evlerden oluşuyor. Gittiklerimin çoğu böyle idi. Böyle olmayanlar da vardı ama genel olarak böyle imiş burada sistem. İlk dikkat ettiğim konu bahçesinin olup olmaması. Bahçeden kastettiğim ise toprak ile temas. Çoğu bahçe üzülerek görüyorum ki toprak üzerine çimen görüntüsü verilen halı ile kaplı. Şaka gibi ama evet. Toprak olmayan beton üzeri plastik zeminle kaplı olan da var elbet. Kimi ebeveynler çocukları kirlenmesin isteyebilir. Ben toprakla temas etmesini isterim. Çünkü “Kirlenmek Güzeldir.” Toprak stres alır, çocuk doğayı öğrenir. Bir de burası Beylikdüzü. Her yer ağaçlık, bahçelik, koru ve ormandan geçilmiyor. İmkan var. Neden topraktan ayrı tutayım?

Oyun alanı kullanımı

Oyun alanları bu bahçelere sabit kurulan okullar olduğu gibi, portatif olarak plastik kaydırak, salıncak taşınıp kaldırılanları da var. Bir de ahşaptan olanlar var ki ben öyle olsun istedim. Ama bu feragat edebileceğim bir seçenekti. Yani kreş / anaokulu istediğim kriterleri %80 sağlıyorsa varsın oyun alanında da plastik kaydırak olsun çok da mühim değildi esasen. Plastik çok elektriklenme yapıyor. Çocuk enerjisini atamamış oluyor. Suyla temas ettirmek gerekiyor. Anne olsa uğraşır da orada kim onunla uğraşacak?

Temizlik

Bazı kreşlerde odalar yıpranmış boyasız ve eskimiş eşyalar ile doluydu. Oyuncaklar dişlenmiş. Evet bildiğiniz ısırılmış. Hijyenik koşullar biraz beni düşündürdü. Kapıdan girerken çocuklara galoş giydirmediler. Sokakta gezdikleri ayakkabıları ile içeride gezdi çocuklar. Akşama temizlik var deniyor ama içeride çocuklar var. “Berna nelere takılıyorsun, orası senin evin gibi olmaz” dedim dedim durdum kendime. Ama takılıyor insan işte.

Tuvalet

Temizlikten tuvalete geçince konuyu oraya bağlayacağım sanmış olabilirsiniz ama durum öyle değil. Tuvaletlerde uyulması gereken bazı kurallar var. Gittiğim kreşlerde buna uyan yer çok az gördük. Siz de dikkat edin isterim. Tuvaletler yeterli sayıda olmalı. Tuvaletin içi kabin şeklinde olmalı. Paravan olmamalı. 2-3 çocuğun aynı anda girebildiği bir odada paravan olmaz. Çünkü özel bölge diye bir şey var. Aynı anda tuvalete giden 3 yaşındaki çocuk ile 5 yaşındaki çocuğun mahrem yerlerini incelemelerini istemem. Siz ister misiniz? Temizlik koşullarına uymayan yer ile karşılaşmadık. Bu sevindirici. Kimi okulda 55 öğrenci vardı ve kızlar için 2 erkekler için ise 2 olmak üzere katlara bölünmüş tuvaletler vardı. “Nasıl yetiyor?” diye sorduk. Saatle yaptırıyorlar imiş. Yani tuvalete her istediğin saatte gitmek yasakmış. Belli saatler varmış o saatlerde öğretmenler tek tek ellerinden tutup götürüyorlarmış. Mantıklı gelmedi. Siz gelir mi bilmem…

Kamera kaydı

Tuvaletten kamera kaydına geçtim çünkü bir ana okulunda gördüklerimizi idrak etmekte zorlandık. Eve gelince eşlerimize anlatınca olayın vehametini anladık. Sinirden ne yapacağımızı şaşırdık. Yasal yollara başvurduk ve oradan da bir netice alamadık. Bu konu benim için çok önemli. Sizinle de paylaşayım. Okulda kamera kullanımı bir yasayla yasaklanmış. İdari bölümlerin olduğu yerlerde ve koridorlarda kameraya izin var. Tuvalet, uyku odası gibi alanlarda kamera kullanımı mahrem alanlar olduğu için yasak. Ama dinleyen kim? Tuvalete gireni çıkanı kontrol etmeyi yine anlıyorum. Ama kapıdan içeri kamera koyup herkesi kayda almak nedir? Yetmiyor bunu müdür odasından da gelen konuklara izletiyorlar. Yetmiyor yapılan uygulama ile veliler de eş zamanlı kameraları izleyebiliyorlar. Benim komplo teorim ise çocukların bu mahrem görüntülerinin 3. şahıslar tarafından ele geçirilip deep web gibi ortamlarda paylaşılması, satılması. İnsan düşününce aklını kaybedecek gibi oluyor.

Yemek

Kreş / ana okullarının aylık bir yemek tablosu oluyor. Şu an elimde 10 tane var. Her görüştüğüm yerden incelemek için istemiştim. Tamam kimse benim kadar hassas davranmak zorunda değil. Oğluma şeker vermiyorum, reçel, çikolata, pekmez, kutulu meyve suyu, süt de vermiyorum. Yoğurdumu evde yapıyorum, kemik suyu hazırlıyorum, kefir içiriyorum, ekmek yedirmiyorum. Kurabiye ve kekleri glutensiz unlardan ve oldukça seyrek hatta şekersiz olarak yapıyorum. Kreşe vermeyi planlarken böyle bir sürecin orada devam etmeyeceğinin farkındayım. Zaten ben de nasıl olsa bir gün sağlıksız besinler ile tanışacağını biliyorum ama mümkün olduğunca geç tanışsın istiyorum. O yüzden bunca dikkat ediyorum. İlk defa mayonez yediğimde 18 yaşındaydım. Çikolata ve şeker ise çocukluğumda hiç yemedim. Alerjim vardı. Ama şimdi yiyorum. Ne kadar geç alışırsak o kadar iyi. Neyse konu dağılmasın. Yemek tablolarında gördüğüm seçenekler gerçekten efsane. Kahvaltıda cornfleks veren mi ararsın, paşa çayı veren mi. İkindi öğünü olarak bir tane elma vermek yerine ıslak çikolatalı kek veren mi ararsın. Kahvaltıda bir yumurta vermek ne kadar maliyetli, ne kadar zor olabilir? Bir dilim reçelli ekmek ve paşa çayı ile çocuk doyar mı? Tamam benim oğlum kahvaltıda çok yiyor olabilir ama bu listeler nasıl onaylanıyor aklım almakta zorlandı. Çoğu okul bir diyetisyenden bu listeyi alıyormuş. Diyetisyenler onaylıyorlarmış bu listeleri. Bir kaç tane ilginç onaylı menüyü şuraya yazayım:

Kahvaltı: Krem peynirli bir dilim ekmek, nane çayı

Öğle yemeği: Mevsim türlüsü, Ankara Pilavı, Yoğurt (buna bir itirazım yok)

İkindi Kahvaltısı: Şokella ekmek, meyve suyu

bu da başka bir örnek:

Kahvaltı: Tereyağ üzerine reçel, süt

Öğle yemeği: Ezo gelin çorbası, pizza partisi, ayran

Keyif saati: Limonlu kek, meyve çayı

Uyku

Uyku odaları kimi yerlerde yere serilmiş düz bir sedir üzerine yan yana yatan çocukların olduğu odalardı. Kiminde ahşap karyolalar vardı. Yerden 5-10 santimetre yüksekliğinde ayakları olan karyolalardan bahsediyorum. Bunlar olması gerekenler. Kimi uyku odalarında çocuklar zorla uyutuluyordu. Odadan çıkış yasaktı. Kimi uyku odalarında cam yoktu. Güneş girecek alan yoktu. Kimi uyku odaları çok küçüktü ve çocuk sayısı çok fazlaydı. Kimi uyku odalarında yer yatakları plastik kayıklar şeklindeydi. Kimi uyku odalarında çocuklar uykudan uyandırılıp bir sonraki sınıf uykuya gönderiliyordu. Alan kısıtı olduğu için 11’de uykuya gönderiliyor ve 12’de uyandırılıyorlar imiş. Diğer grup uyutuluyormuş. Kimi kreşlerin uyku odasında masal anlatan ablalar vardı. Bunu sevmiştim. Büyük, ayrı yataklı, camlı, havalandırılabilen, çocukların doğru saatlerde yatırıldığı, kimsenin uykuya zorlanmadığı kreş / ana okullarını tercih ederim.

Eğitim

Ancak eğitime geçtik. Farkındayım. Ama benim için önemli olan eğitim değildi. Maalesef çoğu veli için önemli olan İngilizce eğitimi, okumayı erkenden sökmesi, matematik öğrenmesi vs. Benim için öncelik çocuğumun oyun oynayabileceği, yaşıtlarıyla kaynaşabileceği, insan olarak saygı duyulacağı, değerleri öğreneceği bir alanda vakit geçirmesi. Öğretmenini sevmesi, sabah girerken ona günaydın demesi / ona denmesi, çıkarken iyi akşamlar demesi matematikte 2+2’yi öğrenmesinden daha kıymetli. Eğitim alanını biraz detaylı anlatacağım.

Öğretmenler

Öğretmenlerin 2 yıllık mı 4 yıllık mı mezun olduğu önemli. Banu ile 4 yıllık olanları ve okulda eski olanları tercih ettik.. Eski derken 10 -15 yıldır burada öğretmen olanları pek uygun bulmadık. Okul müdürünün tavrı bizi çok etkiledi. Ona dikkat ettik. Öğretmenlerin cep telefonları ile sınıfta olup olmamasına da dikkat ettik. Olmamasını tercih ediyoruz. Gittiğimiz kreşlerde / anaokullarında çocukların okuldan ayrılırken öğretmenlerine gösterdikleri tavır ilgimizi çekti. O kısma dikkat ettik. Çocuk öğretmeninden korkuyor mu, arkadaş gibi mi, seviyor mu, öğretmeniyle ilişkisi nasıl vs. Öğretmenlerin dersteki hallerine de dikkat ettik. Kimisi bitse de gitsek modunda bir kenarda oturuyordu. Kimisi çocukların arkadaşlarına vurmasına ya da kavga etmesine takılmıyordu. Uzaktan izleyip gözlem dahi yapmayan vardı. Bu kısımlara baktık.

Eğitim materyalleri

Akıllı tahta sistemi üzerinden ders işlenen yerler vardı. Youtube videoları yansıtılarak öğretim yapılan yerler gördük. Modern dans dersinin Youtube’dan pop sanatçılarının “pek de o yaşın görmesini istemeyeceğiniz uygun olmayan kıyafetleri ile” çektiği videolar seyrettirilerek “evet şimdi aynısını yapıyoruz çocuklar” denilerek sözde eğitim verildiğini gördük. Ya da bale eğitimin “disiplin” vermek adına bağrılarak çocukları korkutarak verildiğini gördük. Ben bale eğitmeni değilim. Evet gerçekten öyle de veriliyor olabilir. Ama benim çocuğuma 3 yaşında ayağını doğru yere koyamadığı için de kimse bağırmasın lütfen. İngilizce öğretiminin yine Youtube’dan çizgi film seyrettirilerek verildiğini gördük. Arada reklamlar da var. Eğitim materyallerinin uygun bulmadığımız türde olduğuna şahit olduk. Bu da göz ardı edebileceğimiz bir konu değildi. Böyle yerleri direkt eledik.3 yaş altına eğitim materyali olarak akıllı ekrandan ya da Youtube’dan video seyrettirilmesini uygun bulmuyoruz.

Tüm bu dikkat ettiğimiz konular ışığında kendimize göre uygun bir ana okulu bulduk. Henüz başlamadı, ama yakında Ali okula başlayacak. Ana okulları tuvalet konusunu çözerek gitmenizi tercih ediyorlar. O kısımda biraz oyalandık. Yaz tatili bitince umarım Ali’yi okullu edeceğiz.

Siz kreş seçiminde nelere dikkat ediyorsunuz? Fikirlerinizi paylaşırsanız sevinirim.

 

 

Berna Mutlu Aytekin

10 yorum

  1. Pınar   •  

    Çok açıklayıcı bir yazı olmuş teşekkür ederim kendi adıma.kurumun adını paylaşırsanız çok iyi olur. Birde Ali toplamda kaç saat okulda kalmış olacak

  2. Beyza Hızarcı   •  

    Söylediklerinize ve kriterlerinize tamamen katılıyorum. Ben bir okulda, çocukların arasında ufak bir itişme çıktığında konuyu hemen YouTube’tan yüksek sesli bir şarkı çalarak çözdüklerini! de gördüm. Bazen denetleme işinin prosedür gereği üstünkörü yapıldığını düşünüyorum.

  3. Seda   •  

    Allahım ne kadar temel, ne kadar olması gereken şeyler lüks haline geliyor inanılır gibi değil. Çok zor iş kreş seçmek çook. Çok güzel yazı olmuş elinize sağlık

  4. Berna Mutlu Aytekin   •     Yazar

    teşekkür ederim. önce yarım sonra tam gün gidecek. sabah 9-4. kurumun adını vermek istemiyorum.

  5. Arzushka   •  

    Bakılması gereken en önemli deraylara bakmışsınız ama maalesef genel sıkıntılar okullarda kamera yasak evet ancak sınıflsrında ve uyku odalarında olmalı bence çünkü günümüzde vicdan yoksunu öylesine çok insan varki heleki yaptıklarını görünce bence olamalıydı,yemek sizin dediğiniz gibi heleki ikindi kahvaltıları tamamen tatlı üzerine kurulu bizlerin oluştrduğu besin zincirinden çıkıp başka bir yol alıyor çocuklar ama benm oğlum ceviz yemezken okulda yemeye başladı(herşey de çok kötü değilhatta alerjik çocuklara göre ikram yapıyolar umarım umdupunuzu bulursunuz

  6. Feruze   •  

    Berna hanım neden 4 yıllık 2 yıllık die ayrım yaptınız bu kriter bence pek doğru olmamış öğretmenlik vicdanla yapılan bi meslektir karşınızdaki öğretmen 4yıllık ülkenin en iyi üniversitesinden mezun olmuş olsa bile eğer doğru aktarım yapmazsa vicdanıyla hareket etmezse aldığı eğitimin hiçbir anlamı yoktur

  7. Serap Şeker   •  

    Çok teşekkür ederim güzel yazınız için. Benim için önemli bir konuydu. Bu yazınızı görünce çok mutlu oldum. Emeğinize sağlık

  8. Berna Mutlu Aytekin   •     Yazar

    vicdan iyi insan kötü insan olmak ile ilgili bir durum. allah hepimizin çocuklarını iyiler ile karşılaştırsın. ben en iyi eğitimi alan kişi ile çocuğuma eğitim aldırmak isterim. 4 yıllık okul mezunluğunu o yüzden arıyorum. siz aramayabilirsiniz. dediğim gibi hepimizin ayrı hassasiyetleri var. sevgiler.

  9. Elif Öztürk   •  

    Bu yazıyı okuyunca keşke sizin bir kreşiniz olsaydı dedim.Dikkat edilmesi gereken ne kadar çok şey varmış inşallah bizde doğru kreşi bulabiliriz.

Senin yorumlarınla bu yazı daha güzel olacak