Ali ile benim günlerim nasıl geçiyor? ( 7 – 9 ay)

Bu aralar hastalıklar ile uğraştığımdandır biraz 7-9 ay yazısını yayınlamakta geciktim. Ali ilk defa ateşlendi. Tabii bende bir panikler bir şeyler. Önce diş sandık baktık gelen giden yok. Ateşi indiremedik. Meğerse Ali’nin bünye halletmiş ateşle baş etmeyi. Biz de nedenini öğrenebilseydik mutlu olacaktık ama öğrenemedik. 2 gün sonra kendi doktorumuza gidip bir şeyler öğrenebilmeyi hem de 9. aydan sonra geçeceğimiz beslenme düzenini konuşmayı umuyorum. Geriden geriden anlatmaya başlayayım.

Yedinci ay:

En önemli kısmı Ali diye seslendiğimizde bize “bana mı dediniz?” bakışları atmasıydı. İnsan ismini koyuyor ama bir gün o ismi söylediğinde üstüne alınıp bakınacağını tahmin edemiyor. Aynı ilk gülümsemesinde yaşadığım şaşkınlığı yaşadım. Güzel anlar… Her şey en baştan bir zihinde nasıl yapılanıyor ona şahit oluyorsunuz.

Ali daha erken aylarda destekle oturmaya başlamıştı. Yedinci ayda artık desteksiz rahat rahat oturuyordu. Mama sandalyesinde tadımlarımızı yapmaya devam ediyorduk. Çok az şeyi ağzına götürdüğünü fark ettiğimiz ay 7. aydı. BLW yapacağız bebeğim kendi yemeğini kendi yiyecek desem de Ali de yemekleri tutarken bir tiksinti başladı ki yüz ifadesini görmenizi isterdim. Ben tabii ısrarla brokoli veriyorum, taze soğan ve pırasa veriyorum. Rahat tutsun ağzına soksun diye ama durum fiyasko. Hele ki brokoli denemelerimiz hepten içinden çıkılmaz bir hal aldı. Tabii o dönemde Ali’yi mama sandalyesinde zaptetmek için eline bir tahta kaşık vermeyi falan düşünemişim. Böyle kareler çıktı ortaya.

Gece uykuları düzenli, meme grevi yok, hastalık yok, ateş yok, diş yok ne güzel günlerdi. Bunun yanında yere basma yok, 3- 5 saniyede olsa ayakta durma isteği yok, neden bu çocuk ayaklarının üzerine basmıyor diye gerim gerim gerildiğimiz günlerdi de. İnsan işte elindeki ile yetinmesini bilmiyor.

Sekizinci ay:

Yeme meselesine kafayı baya takınca artık krepler, omletler, muffin’lere geçelim diye diretince gözler doktorumuza çevrildi. Anne sütü alan oğlumun kilo artışı ve boy uzaması oldukça iyi boyutta olunca ek gıdaya geçmeye doktorumuz izin vermedi. Ailemizde de alerji öyküsü çok olunca ne kadar anne sütü alırsa o kadar alerjilere erkenden yakalanmayız diye düşündük. Böyle bir karar aldık beraber. Eğer Ali’nin kilo alımı uygun ölçülerde ilerler ise ilk yıl ek gıdaya geçmeyeceğiz bile diye konuştuk. Ama tabii kazın ayağı öyle olmadı. Belki de benim hatamdır bilmiyorum. Oğlum emmeyi reddedince erkenden karnını doyurunca ben de tekrar tekrar teklif etmedim. Doymuştur diye düşündüm. Sekizinci ayı 300 gram ile kapattık, yedinci ayı ise 80 gramlık artış ile kapamıştık. Ek gıdaya dokuzuncu ay itibariyle artık bir öğün olarak geçme kararı aldık. Bu arada ek gıdaya başlamadığı için suya da ihtiyaç duymadı ama ayın ortalarına doğru bizi su içerken görünce o da mıkırdanmaya başladı. Ona da bir bardak verdik. Biraz içip sonra bunun bir çeşit oyun olduğunu düşünmeye başladı. Hala 3 yudum alıyorsa sonra oyun oynamaya başlıyor. Havada soğuk üşüteceğim diye aklım çıkıyor. Bir de diş patlak verdi mi al seyret cümbüşü. Uykusuz geceler, nedensiz ağlamalar, ağzına dokundurtmamalar, neyse ki geldi geçti 2 diş el ele verdi bir haftada çıktı. Diş çıkma aşaması ne fenaymış. Her yere saldırıyor. Her şeyi ağzına sokmak istiyor. Huysuzluk, ağlamalar. Biz o dönemi eline pırasa vererek atlattık. Kaşıdı durdu damaklarını.

Denilene göre pırasada ağrıyı kesen bir madde varmış. O diş ağrısına iyi geliyormuş. Canım Özge’yi dinledim. Rahat ettik. Bir de bu dönemde yabancılama başladı mı, kimseyi istemiyor, sürekli kucak, sarmalanmak istiyor. Dudaklarını bürüyor durup dururken ağlamaya başlıyor içli içli. N’oluyor yahu, niye hislendi bu çocuk diyorsun, ne yapacağını şaşırıyorsun. Hisleniyor çocuk bildiğin. İşte bunlar hep atak. Atlattık gitti. Ömrümüzden ömür çalan aylardan biri olarak notumuzu aldık 8. ay için. Meğersem daha 9. ayı görmemişiz. Bilmiyoruz tabii yaşamadan. O günlerden geriye böyle sırnaşık fotoğraflar kaldı.

Dokuzuncu ay:

Hoşgeldin hastalık. Saçmasapan bir ateş nereden geldiği belli olmayan bir ateş. Diş mi diyorum diş değil. Doktorumuzla telefonda görüştük bir ilaç adı söyledi 1 gün ateşi çıkınca verdik ama o ilaç fayda etmedi. Ateş 38.8’lere gelince aldı beni bir panik. Ilık duş, yok çorabını sılat, elini kolunu eklem yerlerini sil olmadı ateşi 2 gün boyunca da düşüremedik. Gece uyku yok, gündüz inlemeler var hatta insanın içi gidiyor evladı olunca. Başında nöbet tutmalar… Düşmeyen ateş ile 2 günün sonunda doğru doktora gittik. Hastaneyi gören oğlumun ateş düşmeye başladı. Neden nasıl bilmiyorum hala. Terlemeye başladı. Terleyince ateşinin düştüğünü anladım. İdrar, kan tahlilleri kan alınırken bir sürü ağlamalar, İnsanın içi gidiyor demiş miydim 🙁 Doktor da demez mi ben teşhis koyamadım. Nasıl yani dedim. İlaçlar elimizde evimize döndük. Teşhis yok ama ilaçlar var. Ali’nin iki gündür ateş düşürücüler ile düşüremediğimiz ateşi kendiliğinden düştü. Bu arada ilaç içirme konusunda büyük sıkıntı yaşadım. İlacı ağzından döküyorsun kaşık ile çocuk çıkartıyor. Tabii deli gibi şeker var o ilacın içinde. Vücut şaşırıyor. Huysuzluk da var bünyede. İlacı veremeyince ateş düşmüyor bir türlü. Daha sonra bir arkadaşım enjektör ile ilacı verebileceğimi söyledi. İğne kısmını çıkartıp kaşıkla ölçtüğüm ilacı enjektöre boşalttm bir agucuk gugucuk anında ağzına boca ettim. Böylelikle büyük kısmını yuttu. Siz de bu şekilde ilaç içirmeyi deneyebilirsiniz. İlaçsız tedavi yöntemleri ile çözebiliyorsanız ne ala. Ben o yöntemlerle yeni tanıştım. İlaç kötü şey hele bir fitil yöntemi var ki ben onu hiç istemiyorum. Bu enjektör ile “ağzına ilaç tıkmak” daha az çocuğun canını sıkacak yönde bir şey bence. 9. ayda ne gibi gelişmeler oldu biraz da ondan bahsedeyim. Eline aldığı şeyi elinden almak mümkün olmadı. Uyku düzenimiz bir miktar sapıttı ( gece 11 de uyumalar falan, ay Allahım dağlara taşlara) sonra geri eski düzenine döndük. Neden böyle oldu çünkü günde 3 lere aldığı uyku saatlerinin arası açıldı ve beyefendi illa ki 8 de gece uykusuna dalacağı yerde saat 6’da gündüz şekerlemesi yapmaya niyetlendi. Uyku uykunun mayasıdır burada pek işlemedi. Çünkü Ali Bey’in 1 saatlik şekerlemesi bizim gül gibi 4 saat anne baba saatinden vazgeçmemize mal oldu. Ali’yi uyutamadan ne yemek ne iş ne sohbet hiç bir şey yapamadığımız için Ali’yi 11’lerde uyutup kendimizi uykuya teslim ettik.  Bu arada 9 ay itibariyle hala emekleme yok, ayaklar üzerinde durma da ancak sinirlendiği zaman oluyor. Bakalım ne zaman basacak da denge kuracak da yürüyecek merakla bekliyoruz. Çok güzel pek güzel taklacılıkları var Ali’nin. Bol bol kule yapıp devirmece oynadık. Bu şekilde sürünme ve dikkatini toplama isteği arttı. Şimdi sürüne sürüne 1 metre kadar gidebiliyor. Ama çok efor sarfediyor. Bunun dışında istediği her yere takla atarak ulaşıyordu dokuzuncu ayda bu durum daha da arttı. Bazen manevra bile yapıyor. Şaşkınım. Bir de komanda gibi sürünmeler var hali çok komik.

Ek gıdaya geçtik dokuzuncu ay itibariyle. Zaten sadece keyfi olunca tarhana çorbası içiyordu Ali. 9. ay itibariyle onun yanında haşlanmış sebzeler ve meyveler vermeye başladık. Henüz menü yoktu dokuzuncu ayda. Tadım günleri gibi ilerledik. BLW yapıyoruz. Menülerimizi 10. ay itibariyle oluşturduk günde iki defa ek besine geçtik. instagram’da @alininannesiberna hesabında paylaşıyorum. Oradan da takip edebilirsiniz. Bu bir sonraki yazının konusu.

Şu satırları yazarken dizinin yeni bölümlerinden biraz spoiler veriyor gibi hissediyorum şimdi kendimi ama hala emekleme yok, hala ayakta durma isteği sinirlenince oluyor. Hakkımızda hayırlısı. Bizim için yine çok gelişme umduğumuz bir aydı. Sanırım ebeveynlik böyle bir şey gelişme umarak günler geçecek ve biz o günlerin getirdiği güzellikleri görmeden hep ileriye odaklanıp anı kaybedeceğiz. Mümkün olduğunca bunu aşmaya çalışıyorum ama çevre baskısı ve o çocuğunu başkasınınkiler ile kıyaslama sinsi hissi insanın içine bir girdi mi çıkmıyor. Atlatacağımızı umuyorum. Elimizin ayağımızın birbirine karışmadığı hastalıksız sağlıklı günler diliyorum tüm ebeveynlere.

Berna Mutlu Aytekin

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir