Ahlat Ağacı sinema izlenimlerim

Uzun zamandır sinemaya vakit ayıramıyorum. Malum evde 3 yaşında bir çocuğum var. Bugün nihayet eşime çocuğumuzu bırakıp bir arkadaşımla beraber sinemanın yolunu tuttuk. Biletlerimizi bir gece önceden aldıracak kadar heyecanlı bir bekleyişti bizimkisi. Çünkü Nuri Bilge Ceylan’ın filmi geliyordu. Diğer filmlere benzemezdi. Zaten şu mis gibi havanın olduğu hafta sonu, 188 dakikalık bir film, seyretmek için başka bir yönetmenin beni sinemaya sokabileceğine inanmıyorum. Görüntü Yönetmeni Gökhan Tiryaki’nin emeğini göz ardı etmemeliyim. İkisi 12 yıldır çalışıyorlar ve büyüleyeci sahneler hep bu ikilinin gözünden bize ulaşıyor.

Efendim gelelim Ahlat Ağacı filmine. Film Çanakkale’nin Çan ilçesinde geçiyor. Film boyunca hep rüzgarlı, sisli, karlı ve yağmurlu bir Çan karşılıyor bizi. Perspektifler her zamanki gibi filmi durdur tabloyu izle mantığında. Nuri Bilge Ceylan filmleri bir fotoğrafçı gözüyle bakınca içime işliyor. Gözümü kapadığım an sahneyi tekrar tekrar seyredebiliyorum. Ahlat Ağacı’nda da böyle hissettim. Kapı gıcırtıları, rüzgarda sallanan yapraklar, uçan arılar, sinekler, yağmur sesi filmde tüm duruluğu ile yansıtılıyor. Bir de izleyici olarak benim tamamladıklarım var. Karanlıkta yanan mumun kokusu, dalgaların sahildeki iyot kokusu, sınıftaki beslenme çantası kokusu, tavan arasının o toz kokusu da benim burnuma ulaşıyor. Sinema güzel bir yönetmenin aracı iken çok iletken.

Doğu Demirkol, Murat Cemcir, Bennu Yıldırımlar çok severek takip ettiğim oyuncular. Doğu Demirkol bana göre umarsız tavrı ile komediye yeni bir soluk getirmiş bir stand up sanatçısı. Film için gerçekten çok iyi bir seçim olduğunu düşünüyorum. Tam bir nokta atışı olmuş. Youtube’da kendisini seyrediyoruz. Anlatıyor, gülüyoruz tamam. Ama filmdeki karakteri giymesine gerek kalmamış. Zaten o imiş. Tavır ona çok yakışmış. Ben de başlarda “Doğu Demirkol’un NBC filminde ne işi var, yoksa NBC komedi filmi mi çekiyor?” demiştim. Kazın ayağı öyle değilmiş. Performansını çok başarılı buldum.

Murat Cemcir, benim de çoğu kişi gibi İşler Güçler dizisinden tanıdığım bir oyuncu. Daha sonra sinema filmlerini de izledim. Filmlerin gereği olarak yüksek oktavlı oyunculuğu sergilemişti. Ben de hep biraz daha sakin, ağır rollerde oynasa ne güzel işler çıkartır diyerek düşünmüştüm. Aynı şekilde filmlerde / reklamlarda beraber oynadığı Ahmet Kural’a da komedi dışında seyretmek isterdim. O da oldukça başarılı olurdu. Umarım iki oyuncuyu da oyunculuk hayatları boyunca farklı karakterlerde izleme şansım olur. Murat Cemcir’in önceki filmlerinden, üzerine kalıp gibi yapışan harika bir Anadolu Şivesi kullanabildiğini biliyorum. Bu filmde de onu görmek istedim. Ama zerresini bulamadım. Filmde İdris adında bir öğretmeni oynuyor diye mi bilmiyorum diyaloglar çok temiz kalmış. Biraz Anadolu izi görmek istedim. Ailedeki bir önceki nesilde vardı mesela. Çok hoştu, bence yerindeydi. Biraz da Murat Cemcir, Bennu Yıldırımlar ve Doğu Demirkol’a Anadolu tadı geçebilirdi. Hatta filmin çekildiği Çan aile içindeki hiç bir diyaloga yansıtılmıyor. Sanki farklı bir şehirde bir hikaye sürüyormuş gibi. Kış Uykusu’nda böyle değildi. Kapadokya’nın izi hep vardı. Onu aradım ama bulamadım.

Filmi Kış Uykusu ile kıyaslamak belki ağır olacak ama en sevdiğim NBC filmi olarak Kış Uykusu’nu anmadan geçemeyeceğim. Üç kere seyrettim. Doyamadım. Oradaki oyunculuğu da, ısıtan renkleri de Ahlat Ağacı’nda yakalayamadım.

Bennu Yıldırımlar’ı fazla modern, Hazal Ergüçlü’yü manasız bir oyunculuk içinde gördüm. Gereksiz bir bölümdü. Ayrıca Hazal Ergüçlü’nün sahnelerinde çokça devamlılık hatası vardı. Belki de o nedenle konsantre olamamış olabilirim.

 

Müzik kullanımları yine alıştığım gibiydi. Bach’ı seçmişler. Dinlemek isterseniz Spotify’dan göz atabilirsiniz. Yoğun diyaloglar ardından böyle sakin müzik kullanımı yerinde oluyor.

Benim için filmi parlatanlar ise Çanakkaleli yazar Süleyman rolüyle Serkan Keskin. Bir oyuncu her role bu kadar yakışabilir mi gerçekten? Şaşkınım. Yoldaki minik konuşmasını gözlerinizi dikkatle açıp dinleyin isterim. Akın Aksu İmam Veysel rolüne hayat veriyor. İki imamın ( biri geleneksel, biri yenilikçi) sohbetini izlerken de dikkat kesilin. Oldukça uzun ve dinlemesi keyifli bir diyalogdu. Akın Aksu filmde üstlendiği rolden ziyade Ahlat Ağacı için başka bir öneme sahip. Akın Aksu aynı zamanda yazar ve sanat öğretmeni. Bu filmin hikayesi ise kendi babasının öyküsü aslında. Hatta öyküleşmiş adı, Ahlat’ın Yalnızlığı. Ahlat Ağacı filmin içinde de kendine şu cümle ile yer buluyor:

Bazı insanlar Ahlat ağacı gibidir. Uyumsuz, tek başına, biçimsiz.Ahlat Ağacı

Filme dönüşmesi istendiğinde Ahlat Ağacı’nın kendisi 80 sayfadan oluşan bir taslak haline gelmiş. Bir yıl süren bir çalışmanın sonucunda filme dönüşen Ahlat Ağacı 3,5 ayda çekilmiş. Filmin çekildiği yer aynı zamanda Nuri Bilge Ceylan’ın çocukluğunu da geçirdiği köy.  Filmde bahsedilen bir yazar mektubu duyacaksınız. Taşralı yazarın mektubu olarak geçen mektup Polat Onat’a ait. Mektubu okumanızı öneririm.

Ahlat Ağacı’nın çok uzun dakikalar alkışlandığı görüntüler ile yazıma son veriyorum.

Ülkesini seven her insan bu alkış sesleri ile gurur duyar. Ben de duydum.

 

Sinema salonlarını doldurmanız dileğiyle…

Berna Mutlu Aytekin

3 yorum

  1. Zeynep inan çam   •  

    Berna hanım çok teşekkürler,çok detaylı ve biz sinemaseverler için yol gösterici bir izlenim yazısı olmuş,

  2. Sebile Acar Sert   •  

    ❤️ Kalemine saglik ❤️

  3. Soner   •  

    İzleme fırsatım olmadı ancak en kısa zamanda izleyeceğim. Ayrıca spoiler vermeden bu kadar detaylı anlatımınız da hoş olmuş. Saygılar.

Senin yorumlarınla bu yazı daha güzel olacak