Adalara bir müddet gitmek yok

Offfff çok yoruldum! adalar gezisi yapıcam diye sabahın 6 sında kalk. sonra vapuru 15 dakikayla kaçır. yeni vapur için ekstra 45 dakikada daha bekle. hatta sıranın en önündeyken gelen vapura sığılmayacağı anlaşılıp kapılar açılmayınca, bir 15 dakika daha bekle ve yeni vapura binmekten de vazgeç ama sıraya girmiş bulunulduğundan ve arkada bir ordu insan olduğundan döneme. kal orada öyle konsere gelmiş ezilme tehlikesi geçiren insanlar gibi. neyse zor bela 2. vapur gelsin ona binilsin! sonra bir yer kapma!!! telaşesi. insanlar vapura doğru koşuyorlar neden? anlam vereme. açık havada otur izdiham çıksın. içeri gir yer bulama, dışarı çık sigara içilsin. deniz havası alıcam diye dumandan boğul. halbuki yasak. kimsenin içmemesi lazım ama denetim de sıkıntılar var hep zaten. artık cam bardakta verilemeyen çaylardan içtikten sonra güzelcede bir kahvaltı yapıp zeytin ezmesi ve simitle, 2 saatlik yolculuk sonrası adaya merhaba. özlemiş miyim neyim? neşeliyim yinede. Allah bozmasın diyerek.
     Hemen bisiklet kiralayalım. koştura koştura bisikletci amcaya gidiyoruz biraz suratsız ama havalar sıcak ya, yaş kemale de erdi artık ondandır bize değil ya suratsızlığı:) hem atlarda artık dükkanın önüne parkediyorlar arabaları. pis kokuyor kesin ondandır suratsızlığı bisikletci amcanın:) her zaman aldığımız ikili bisikletlerden alıp bir iki fiyat soruyoruz yeni bisikletler gelmiş. 2500 liraya satmak istedikleri bir model var hoşumuza gidiyor fakat biraz tuzlu geliyor malum o fiyata motorsiklet satıyorlar:) bisikleti alalım koyulalım yola. hemen bir büyük tur yapıyoruz. elimizde haritalar.ama aya nikola otelini bulamıyoruz. sanırım önünden geçtik te konduramadık oranın otel olabileceğine. sanki geçen seneden beri yokuşlar azalmış tepeler çoğalmış gibi tırman tırman bitmiyor. aah ah gençken yani 2 sene evvel aya yorgiye çıkardık hemde bisikletle. artık güç kalmadı demek ki. dönüşte küçük tur yapıp dönüyoruz. şaşırtıcı ama gerçek  kahve dünyası açılmış adaya benim haberim yok! hemen bisikleti bağlayıp bir park yerine dooooğru buzlu kahve içmeye. ama dondurmada fena olmaz yani. manzarası da pek güzel olmuş panoromik görüntü dedikleri denizi sarmalayan bir görüntü karşılıyor balkondan bakınca sizi. fakat dondurma için aynı şeyi söyleyemeyeceğim. iştah kabartıcı fındıklı, fıstıklı dondurmalar koymuşlar menüye bende isterim diye tutturuyorum. yalnız mangolu, karamelli, hödölü bödölü değilde sevdiğim meyvelerden varsa onlardan istiyorum diyorum. hepsi varmış iyi güzel. bekliyorum büyük bir hararetle. gelen şey hayal kırıklığı. dondurmaların bir kısmı erimiş bir kısmı donuk taş gibi. fındık, fıstık rüyanda göre sen kıııızım! kahvenin yanında lokum veren bir yere yakıştıramadığımı söylüyorum. bizim aklımızda burası böyle bir kurum olarak kalmış. süslü püslü dondurma yemeden kahve dünyasında nasıl dondurma yedim diyebilirsin ki. “ben evime gelen misafire bile böyle ikram etmem. kaldı ki siz profesyonelsiniz.” yetkili ile paylaşıyorlar.özür dileniyor. ücreti alınmıyor. cevahir alışveriş merkezindeki kahve dünyası gönlümüzdeki yerini korumaya devam ediyor! sonra bisiklet turumuz devam ediyor. kendimi süper mario oyunlarındaki canavarlardan kaçan mario gibi hissediyorum sağda atlar solda atlar! biri çarpacak diye yolda gidemez hale geldik. herhalde her yaz buradaki at sayısında bir artış oluyor. bu fayton romantizmine de bir anlam veremiyorum. hem hayvanların canı acıtılsın, sen şahit ol. hem burnunun ucunda at pisliği koksun, katlan. hemde sanki atın canının acısını satın alıyormuşsun gibi faytoncuya dünyanın parasın ver! bunun neresinde romantiklik? çiftler birbirlerine sarılıp etrafa gülücükler saçıyor! öle bir çift olmak istemem varsın bacaklarım yorulsun.
ah bu sefer kene paniği başladı ki bende bir felaket. börtü böcekten haz etmem zaten. birde her uçan zıplayan şeyi kene zannediyorum adrenalin 1500. at geçmeyen yerler var mı arayışıyla geçen uzun aramalar bizi her yeri çiçekle kaplı güzel balkonları görmeye sevk etti. ve ağaçlardan birinden ıhlamurların kokusu gelmeye başlayınca bir kaç yaprak ıhlamur topladık. koklaya koklaya dolaştım adanın geride kalanında ve bir sürü güzel ev fotoğrafı. temiz hava, taze at pisliği kokusu burnumuzda evimize döndük akşam son vapura kalmadan. nasıl yorgunum nasıl ağrım var. 50 faktörlü kremlere rağmen oluşan amele yanıklarımın acısını sanmıyorum ve daha uzunca bir süre adaya gitmek yok diyorum!

Berna Mutlu Aytekin

Senin yorumlarınla bu yazı daha güzel olacak