3.Köprü

Dün test için arazi aracı gelmişti. Test için uyun bir güzergah bulmaya çalışırken en iyi yerin Kemerburgaz tarafında olacağına karar verdik. Zaten oraları çok seviyorum. Bu sefer Göktürk’e gidelim çamurlara buladığımız aracı test edelim derken radyoda 3. Köprü ile ilgili haberler konuşulmaya başlandı. Güzergah’ın neresi olduğu açıklanmış. “Oralar neresi bilmiyorum sen biliyor musun?” diye eşime sordum.

Arabanın içinde olduğumuz ve aracında 4×4 bir arazi aracı olduğu yeni yerler keşfetmek için bundan iyi fırsat olmayacağını düşündük. Çayımız yine her zamanki gibi termos da. Bahar geldi, yıldızlı ve bulutsuz bir gökyüzü aracın yönünü doğru 3. köprünün yapılacağı yerlere çevirdik. Keşfe koyulduk.

Ulaştırma Bakanı Binali Yıldırım, “Kuzey Marmara Otoyolu, İstanbul’un batı sınırında, Kınalı mevkisinde TEM Otoyolu Kavşağı’ndan başlamakta, kömür  ocakları mevkisini kat etmekte, İstanbul Boğazı’nı ise 1275 metre ana açıklığı  olan bir asma köprü ile geçmektedir
Boğaz geçiş noktaları Garipçe ve Poyrazköy mevkiidir. Çevre yolu bölümü ise malum Anadolu yakasında ve Avrupa yakasında olmak üzere iki bölümden oluşmaktadır. Kınalı odayeri, asya yakası paşaköy Akyazı, köprü ile birlikte yapılacak çevre yolu bölümü ise odayeri, paşaköy, poyrazköy, garipçe kesimidir. Toplam 260 km anayol ve buna bağlı bağlantı yollarında oluşmaktadır. Yaklaşık maliyet 6 milyar dolar civarındadır, kamulaştırma bedeliyle birlikte.” diyor.
Göktürk^den geçtik. Ben 2 senedir görmediğimden beridir başka bir yer haline gelmiş. İnsanlar mı yaşıyor burada? Burası da İstanbul mu? Bu şatolarda kimler kalıyor? Aaaa gördün mü şu da açılmış, bu da açılmış diyerek eşimin kafasını şişirdim.  Bir yerden sonra ise traktörlerin olduğu köyün içine geldik. Ne farklı bir dünya. Bir yanda içinde 100 $ ödeyip alacağınız şarküteri ürünleri satan yerler bir yanda da inekler ve köylülerin yaptığı peynirler. Yan yana iki ayrı kesim. Köpekler peşimize takılınca hızlıca geçtik. Çılgın köpekler ezileceklerdi az kaldı.
Bir kamyonun peşinde fabrikaların arasından geçerek daha önce bilmediğimiz bir yere doğru yola devam ettik.

Odayeri mevkisinde kamyonların arasından kurtulduktan sonra oldukça karanlık bir yerde arabamızı park ettik.  Kamyonların sebebi kömür ocakları ve fabrikaların olmasından kaynaklanıyormuş yolculuk sırasında araba’nın içine dolan kimyasal kokuları ben çok rahatsız etti. Odayeri mevkii temiz havanın doya doya ciğerlere dolacağı bir yermiş. Biraz temiz hava almak iyi geldi.

Araç’tan indiğimizde etraf o kadar karanlıktı ki geçen gün Gök Taşı’nın bana gökyüzünden yıldızları gösterdiği ve bazılarını ışıktan dolayı göremediğimi söylediği aklıma geldi. Daha önce bu kadar çok yıldızı Marmara depreminden sonra görmüştüm. Hava temizdi ve karanlık dolunay koskocaman ve o kadar çok ışık saçıyor ki. Hiç ayrılmak istemedim. Soğukta değildi. Üşümedim de. Temiz hava insana iyi geliyor. Elimde de sıcacık bir bardak çay ile içim de ısındı. Köpek sesleri uzaktan gelse de ben korktum da erken ayrıldık. Köprü yapımı başlamadan yine gidip görmekte fayda var. Orası da İstanbul. Şaşırdım.

Işıkların olduğu bir yoldan evimize geri döndük. 3. köprü yapılınca Göktürk ve Kemerburgaz da yaşayanların hayatının kolaylaşacağı aşikar. 5 sene içinde biteceği öngörülüyormuş. Bu köylüler de muhtemelen oldukça değerlenen arazilerini satıp nasıl harcayacaklarını bilmediği paraları harcayarak ömür tüketeceklerdir.

İstanbul’da şehir içindeki yoğunluk nedeni ile trafikteki akışın istenen seviyede olmaması nedeniyle yıllık iş gücü kaybı ve fazladan yakılan akaryakıt  maliyeti 3 milyar TL’yi aşmış.  Devletin her sene 3 milyar $’lık maliyete katlandığı o yüzden 3. Köprü’nün gerekli olduğu söylense de tartışmalar daha çok olacak. Hem 6 milyar $ az para değil.

Berna Mutlu Aytekin

Senin yorumlarınla bu yazı daha güzel olacak