2011 çabuk git, yerine bana senden daha güzel bir sene gönder

“Kahkahaya teslim saatleri, hesapsızca profiterol yemeyi, ışık saçan bir bebeği sevmeyi, hayalleri olan biri ile konuşmayı, ‘boşvermişim dünyaya’ şarkısını söylemeyi, açlıktan sızmış bir kediyi doyurmayı, maceralı bir yola çıkmayı, gecenin bir saati bir üst geçitten ışıklı İstanbul’u seyretmeyi, çocukla çocuk olmayı, sokağı hayatı özlemişim…” diyerek başlamıştım 2011’e.

Kocaman bir sene hızlıca geçti.

Her sene biterken hesabını kitabını yapıp bir kenara koyarım. Bu sene bana ne kattı benden ne aldı diyerek. Şimdi geriye bakınca 2010’da vakit bulamadığım, vakit yaratamadığım, öncelik veremediğim mevzulara 2011’de bol bol vakit ayırdığımı görüyorum.

2011’de daha çok çocuk sevdim. Çocuk sevmek için 500 kilometre yol gittim. O ‘Beyna’ deyip ismimi doğru söylemeye çalıştıkça ben mutlu oldum.

 

Çok sevdiğimiz bir arkadaşımıza kahvaltıya gitmek için yola koyulduk Lüleburgaz’ın soğuğu ile tanıştık. 1 hafta hasta yattım. Ama yine de o sıcak aile sofrasında bulunmak için değerdi.

Türkiye’de son defa yapılan F1 yarışlarını seyretme şansı buldum. Bir sürü fotoğraf çektim. Hızla giden yarış arabalarını seyrettim. Anları ölümsüzleştirdim.

f1 İstanbul

Fotoğrafların büyük hallerini kaydettiğim harici disk bozulunca 3 gün yüzüm asık dolaştım.

Uzun zamandır görmediğim arkadaşlarım ile görüştüm, hayatlarının nasıl değiştiğini ve daha neler yapmayı hayal ettiklerini dinledim. Ben de boş durmadım tabii bol bol hayal kurdum. Üstelik sadece hayal kurmakla da kalmadım, planladım ve bir kısmını da yoluna soktum.

Hastanelerden güzel haberler aldım. Ağlamakla gülmek arası bir yerlerde oldu ruhum. Sağlık problemleri başta olmak üzere bol bol problem çözdüm. 5 senedir düzelmeyen hastalıkların bitişini kutlamakla uzun süre meşgul oldum. Ailecek yüreğimizi atlatan durumlar oluştu ama koca bir senenin sonunda tahliller nihayet temiz çıktı mutlu oldum, hayat bayram oldu.

Senenin ilk karı gece 12’de şehrimin sokaklarına düştüğü zaman çocuklar gibi gökten yağan taneleri tutmaya çalıştım. Sabahın erken saatlerine kadar camdan kar yağmasını seyrettim yetmedi günün ilk ışıklarıyla kar yağmış İstanbul sahillerini dolaştım. Fotoğraflar çektim

Kış bitip yaz gelince “Bir hafta içerisinde bu ülkenin tüm denizlerinde keyif yapıyor olacağım” dedim kendi kendime. 3700 kilometre yol yaptık. Hepsinde yüzdüm bir hafta içinde ve evime geldim, elimde her sahilden ayrı ayrı toplanmış taşlara. Antalya’dan Kastamonu’ya dolaştım durdum. Bu sırada Ege’ye aşık oldum. Gün doğumuna ve gece ışıklarına beni sarhoş etsinler diye teslim oldum.

çeşme sahili gece uzun pozlama

Sokaklarda bağıra bağıra şarkılar söyledim. Onlar rakıdan balıkdan İzmir’den sebep sarhoş sandılar beni, ama ben mutluluktan çakır keyf oldum.

Bu senenin son günlerine doğru koskoca bir 10 seneyi devirdik sevdiğimle. Geç saatlerde İstiklal’de topuklu ayakkabı seslerine kahkahaların eşlik ettiği mutlu bir çift olduk yanımızda en sevdiğimiz arkadaşlarımızla.Kutlamalar yaptık bir sürü soğuktan çok üşüsek de ellerimizi değsin birbirine diye o kasım akşamında eldivenlerimizi çıkardık.

Hayat bayram olmadı her zaman bazen kutlama yapacak durumlar olmadı. İçimiz daraldı, karanlık çöktü üstümüze. “Ama olsun, bu da geçecek hem de her şey çok daha güzel olacak” dedik kendi kendimize. İnandık. Geçti de, iyi ki çok aldırış etmemişiz.

Fotoğraf ile çokça ilgilenebildim bu sene. Dört doğumda telaşlı, heyecanlı annelerin yanında oldum. Hayata “Merhaba” diyen bir meleği ilk görenlerden biri ben oldum. İçim ısındı elimi sıkı sıkı tuttuğu zaman. Bol bol havalara uçtum. Çamurmuş, fırtınaymış dinlemedim. Dünyanın en güzel gün batımına şahit oldum. Dingin bir su, ‘burası cennet mi?’ dedirten bir gün batımı ve öldürücü bir soğuk. Varsın hoplayıp zıplarken ayaklarım ıslansın, hasta olayım ne olacak.  Bir keresinde de beni bile uçuracak kuvvetli rüzgarlar ile karşılaştım  biraz korku hakim oldu bünyeye ama adrenalin zaten iyi bir şey 🙂

Dondurmaya doydum bu sene. Kahramanmaraş dondurmasından başka dondurma bilmeyen bir çocukluk geçiren ben, bu sene yeni dondurmalar keşfettim. Her seferinde “Bu dondurmaysa peki daha önce yediklerim neymiş?” dedim. Sürekli bu cümleyi söylediğimi fark edip bolca güldüm.

Mutfakla aram yine çok iyiydi. Yine bir çok workshop’a katıldım. Usta aşçılardan yeni yemekler yapmayı öğrendim. Yeni blogger arkadaşlarım oldu, blog açmaya heveslendirdiklerim oldu. Sadece onları heveslendirmedim yeni bir blog açtım ben de. Zayiflamahikayesi.com doğdu. İnsanlar zayıflama ve zayıflayamama hikayelerini anlattılar pek güzel oldu.

Daha çok zirveye katıldım bu sene. Sektörün dinamiklerini anlamak istedim. Can kulağı ile dinledim kürsüde konuşma yapan uzmanları. Hediyeler kazandım, sırf duyduklarımı beni takip edenler ile paylaştım diye.

İnternet’te var olan haklarımızı savunmak için yollara düştük. Ben diyeyim 40000- 50000 kişi onlar desin 100-200 kişi hepimiz İstiklal Caddesini doldurduk. Yine en önde fotoğraf çekmekle meşguldüm. Ne coşkulu bir gündü. Eylemlerin de copsuz, gazsız olabileceğini kanıtladık. Bir çok arkadaşımla beraber Mayıs ayında Sansür istemiyoruz diyerek haykırdık.

Yağmurda ıslandım, karda üşüdüm, güneşte yandım daha çok doğaya karıştım bu sene.

 

Geçen senenin acısını çıkardım dünyanın kitabını okudum. Bol bol sinemaya gittim. Yeni diziler keşfettim. Evde dizi keyfi yaptım uzun saatlerim gülerek geçirdim. iPhone’landım. Başıma türlü hadiseler geldi bu süreçte ama hayatımı kolaylaştıran bir cihaza sahip olduğum andan beri hayat daha eğlenceli oldu.

Yeni işlere giriştim. Yeni patronlarım oldu. Kimisi patron’dan çok arkadaş oldu, akıl hocası oldu. Her zaman hattın diğer ucunda oldular. Sağolsunlar.

Benim için beni bir yaş büyütecek bir sene oldu. Diğer yıllar gibi değildi. Geldi izini bıraktı ve şimdi öylece gidiyor. İlk defa büyüdüğümü hissettim. Saçımdaki beyazları keşfettim. Sorumluluklarım değişti. Acil ve doğru kararlar vermem gerekti. Anlaşmalar ve anlaşamamazlıklar ile dolu ama sonunda sükut bulan bir yıl oldu. 2012’den hak ettiklerimi alacağım kahkaha atmak için sebepler yaratmayacağım sebepleriyle beraber gelen bir yıl olmasını bekliyorum.
Hep güzel haberler veren beni endişelere sevk etmeyen bir yıl olsun. En önemlisi sevdiklerim ve onların sağlıkları hep yerinde olsun. Herkese 2012’de beklentilerini umursayan bir yıl ile karşılaşmalarını diliyorum.

 

Berna Mutlu Aytekin

Senin yorumlarınla bu yazı daha güzel olacak