10 kasım..

Pin It Stumble It!

Atatürk ölmüş çok seneler önce. Okul müdürümüz dedi ki Atatürk böyle olmamızı istemezmiÅŸ. Bugün onun ölüm yıl dönümü deÄŸil onu anma günüymüş. Onu sevdiÄŸi ÅŸiirler ile ÅŸarkılar anacağız. Atatürk ölmüş, ama ben nasıl sevinçliyim. O kocaman ÅŸiiri ezberledim ya. Bağıra bağıra okuyacağım ya.. Herkes bana bakacak herkes beni alkışlayacak. Aman Allahım nasıl bir hırs. Åžu an o 7 yaşındaki hırs bende olsa dünyayı yerinden oynatırdım. Hele o 7 yaşında ki halimle Atatürk’ün GençliÄŸe Hitabesi’ni ezberledim ya. Herkes beni alkışlayacak ya. Çok heyecanlıyım ama çok da sevinçliyim ne de olsa benim toplumsal ilk baÅŸarım sonuçta…

Åžiir’in 10 kıtası var ve benim mikrofonda cır cır çınlayan çocuk sesim. Önümde kopya kağıtlarım, gözümde gözlükler yeni yeni alışmaya çalışıyorum 20 sene takacağım o yüzümü kaplayan kocaman ÅŸeylere. Hem daha kimse “dörtgöz” diye dalga geçmeye baÅŸlamamış. Kolaysa o ÅŸiiri ezberlesinler, bir de üstüne hitabeyi okuyacağım ben arkadaÅŸlarla beraber. Varsın dalga geçsinler. Çocuk aklımdan bunlar geçiyor. Ama öyle kalabalık ki annemi bir görebilsem. Göremiyorum, Zaten ben kalabalıkta kimseyi seçemem. Ama görseydim keÅŸke. Beni en çok da o alkışlasın diyorum. Bir kaç sene evvel kardeÅŸim doÄŸmuÅŸ beni daha çok sevsin istiyorum, yeni yeni baÅŸlamışım kıskanmalara. Bir sürü merdiven çıkıp kürsüye ulaşıyorum. Kürsüde baÅŸka çocuklarda var. “ÅŸiir okumayacağım” diyenler var. AÄŸlayanlar var. Öğretmenler sinir krizi geçiriyor. Bende deli bir özgüven var. Not kağıtlarımı elime tutuÅŸturuyor öğretmenim “Gerek yok öğretmenim” diyorum. Yanaklarım sıkılmaktan kıpkırmızı olmuÅŸ. Åžiiri okuyorum nefes almadan ilk iki kıtasını okurken beni kimse umursamıyor diye inadına daha çok bağırıyorum. KardeÅŸimin evde dikkat çekmek için aÄŸlaması gibi. Åžiirin sonlarına doÄŸru öğretmenimin yüzünü görüyorum nasıl gururlu. kürsüden inerken yine bir sürü yanak sıkmalar. Birazdan yine kürsüye çıkacağım bu sefer arkadaÅŸlarla beraber olacağız. Elimizde kağıtlarda olacak. Orada hitabe yazıyor ama ben ezberledim ya bakmayacağım. Annemi görüyorum nihayet el sallıyor bana. Vakit geliyor 6 kiÅŸi çıkıyoruz kürsüye yine. Okuyorum bakmadan bana sıra geldiÄŸinde sorumlu olduÄŸum yerleri. Bir sürü gürültü. KeÅŸmekeÅŸ. Öğleden sonra ders var. Tebrikleri alıyor öğretmenim, annem öpüyor yanaklarımdan.
Öğleden sona ben neÅŸeli neÅŸeli eve gidiyorum. Evimiz 5 katlı tüm katlarda akrabalarım oturuyor. En üst katta dedem ve babaannem, onun alt katında biz, onun alt katlarında ise halalarım. Apartmandan yukarı çıkarken halamın aÄŸlamalarını duyuyorum. KoÅŸa koÅŸa yukarı çıkıyorum. DiÄŸer halam da aÄŸlıyor. Daha yukarı, daha yukarı koÅŸarken kuzeni görüyorum o da aÄŸlıyor. Öyle bir sarılıyor ki bana kuzenim, yukarı çıkmak istiyorum kime ne olmuÅŸ öğrenmem lazım, çıkamıyorum. Nihayet kendi katımıza ulaşıyorum. Annem başına başörtü takmış. Evde yemekler piÅŸiyor üst kattan komÅŸular iniyor. O zaman öğreniyorum ki benim baÅŸ öğretmenim ölmüş. Kuzenimle bana çarpım tablosunu ezberleten “Ankara’nın taşına bak, gözlerimin yaşına bak” diye ÅŸarkılar öğreten dedecim kanser yüzünden hayatını kaybetmiÅŸ. Ben ise bugün ona neler yaptığımı anlatacaktım. Anlatamadım. Duyuyordur beni ÅŸimdi. Neler hissettiÄŸimi anlattım. Bir sürü sene geçti her 10 kasım’da Atatürk’ü andılar insanlar, ama benim dedemin ölüm yıl dönümüydü. Allah ömür verirse daha bir sürü 10 kasım daha olacak benim için.  Her 10 Kasım, Muzaffer Mutlu’yu anacağız sevdiÄŸi ÅŸiirlerle ÅŸarkılarla..

Facebook Yorumları:

E-posta adresiniz gösterilmeyecek. Gerekli alanlar * ile işaretlidir.

*



Google +

Pinterest

Pinterest'te beni takip et

Facebook