10 sene biterken

Benim en sevdiğim renk kahverengi ve yeşildir”  demişti. Gözleri kahverengi ve yeşil arası bir renk zaten. “Çok yakışıyor sana” demiştim. Aslında o cümleyi kurmaya çalışmıştım içimden de, söyleyemedim sanırım. Binlerce kez tekrar ettim sonradan tek başıma kalınca. Utanıyor insan. O, bunca zaman sadece ‘tanıdığın biri’ iken, birden gözlerine bu sıklıkta bakacağın birine dönüşünce. Hem gözüne bakacaksın hem aklından geçenleri söyleyeceksin. Zor bir süreç. Atlaması zor bir hendek. Biz o hendeği atlayalı 10 sene doluyor 1 kasım’da.

Sonra öğrendik birbirimizi. Beğenilerimizi, sevdiğimiz şeyleri, önceliklerimizi, üzgün iken sevindirecek sözler söylemeyi ve hatta birbirimizi üzecek şeylerin neler olduğunu. İnsan zamanla her şeyi öğreniyor. Aşıksan, kendine ‘O doğru kişi mi?’ diye sormayı bıraktıysan, hayatı lezzet almak için yaşıyorsan, her dakikanın daha bir kıymetini biliyorsan, beraber geçirdiğiniz vakitler bitmesin istiyorsan. Çok aşıksın o zaman işte. Ne mutlu sana. Hayat daha yaşanılası bir yer.
Yıllar geçince kendi beğenilerini unutuyorsun. Ama o senin neler beğendiğini hiç unutmuyor. Sevdiğin parfümü biliyor, senin yakıştırdığın şekilde giyiniyor. Keyifsiz iken sen, O ilk gün ki gibi akılları dağıtacak şekilde karşına çıkmasını biliyor. Tercihlerini, tercih etmemek için girmek istemediğin yolları biliyor. Elini tutuyor. “Bana güven” diyor. Konuşmak istemediğin zamanları biliyor. Süpermen gibi o ortamdan seni kaçırıyor. “Hadi gel, bi hava alalım biz gelelim” diyor. Kendi kendine ‘Şu an mutlu olmam için mucize olması gerek’ dediğinde mucizeler yaratan adam oluyor. Sen “Konuşmayalım” derken gözlerinle, O “Bak ben çok güzel susarım, gel yarışalım” diyor hem de konuşmadan. Sonra zaten gülmekten konuşamaz hale geliyorsun.
Yıllar geçiyor hızla. Sen bir gece uyku sersemi  “Hayatım hangi diş fırçası benimdi?” dediğinde O “Mavi olan senindi, sen maviyi seversin ya hani” diyor. Sen de bu sözü duymak için bazen “uyku sersemi taklidi” yapıyorsun. Tabii o her seferinde anlıyor. Anlamamazlıktan geliyor.
Şimdi 10. yıl dolduğuna göre yine bir kutlama yapma zamanı geldi demek ki. Gerçi düşününce kutlamadan geçtiğimiz bir gün dahi olmadı. Göz göze gelince birbirimizde gördüğümüz şeyler çok değişti ama bakışlarımız hiç değişmedi.
Ve ..san’a,
Bana verdiğin ilk hediyeden daha değerli olmadı aldığın daha pahalı hediyeler, öğrenci evinde zeytin ezmesine banıp yediğimiz kötü susamlı simitlerden daha lezzetli değildi hiç bir mükellef kahvaltı sofrası. Zonguldak’da çamurlu bir yolda hem yürüyüp hem üşürken ‘Hadi söyleyecekse söylesin artık’ diye beklediğim kadar heyecan ile bekliyorum hala her akşam eve gelişini. “Alışkanlık olacak 10 sene geçince. Aşk olmayacak bunun adı.” diyenler vardı hani. (evet onlar hala bekarlar) Yanlış biliyor onlar. Ben hala çok seviyorum, seneler geçmiş ise geçmiş.
Sonuna kadar aşk dolu bir ömrümüz olsun.
Nice 10’lara…
Berna Mutlu Aytekin

1 Yorum

  1. Tümayin Mutfagi   •  

    Bernacim okurken cogu satirda kendimi gordum, hissettim, yasadim. Ewet bence de ask zaten bu saydiklarin. Bence de gecmez… Nice nice 10 yillariniz olsun insallah tum sevdiklerinizle beraber…

Senin yorumlarınla bu yazı daha güzel olacak